İçeriğe atla
Nûh 3Cüz 29 · Sayfa 570

Nûh Sûresi 3. Âyet

نوح

Sohbete sor

Eni-'budû(A)llâhe vettekûhu ve etî'ûn(i)

(3-4) "Allah'a ibadet edin. O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz."

Nûh Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bu Âyet-i Kerîme’de Nûh (a.s.) ın lisânından devam etmektedir. Allah’a itaat şartı öne alınmıştır, insanlar Allah’a (c.c.) ibadet ediyorum zannı içinde kendi hayallerinde var ettikleri anlayışlarının gereğine ibadet ettiklerinden bu ikaz yapılmaktadır. O halde bu anlayışların değişmesi ve gerçek Allah (c.c.) anlayışının ne olduğu bilincine ulaşılarak ibadet etmenin zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.

O Allah (c.c.) anlayışı ise, bütün kayıtlardan soyundurulmuş, ancak her zerrede mevcut, her mevcutta oranın fıtratı üzere kâim, kendisinden hiç bir şeyin gizli olmadığı ve her dem Hay ve Kayyum olan bir Allah (c.c.) anlayışına geçilmesi gerekmektedir.

“ve ondan korkun-sakının” çünkü sizi (yoktan-a’dem) den o meydana getirdi, size kimlik verdi, kendi rûhundan üfledi-nefyetti, kendi sûreti üzere halketti, yüksek mertebeler verdi, ben-î Âdem-i mükerrem kıldı. İşte bu yüzden ondan zâhir ve bâtın sakınılması gerektiğini bildirdi.

Nûhiyyet lisânından bu ikaz yapılmaktadır ve kendisine itaat edilmesi istenmektedir. Çünkü ona itaat Hakk’a itaat demektir.[7] “ İz- -T-B- ”




(4/80) ( Men yutiirrasûle fekad etaellahu)

(4/80) ” Her kim Peygambere itaat ederse muhak kak Allah Teâlâ'ya itaat etmiş olur.”


Bu Âyet-i Kerîme de “Peygambere” itaatin mutlak manâda “Allah’a” itaat etmek olduğunu açık olarak göstermektedir. Çünkü bilindiği gibi Hz. Peygamber (s.a.v.) âlemde en geniş manâda Hakk’ın zuhur mahalli olduğundan Onun gayrı değildir.

Peygambere itaat kendi mertebesi itibariyle Hakk’a itaat olmuş olur. Çünkü her devrenin Peygamberi, bulunduğu devrede Cenâb-ı Hakk-ı o mertebsi itibariyle zuhura getirmekte idi. Nûh (a.s.) ın sıfatı, (necat) oldu, necat ise kurtuluştur. Bu da ancak “akl-ı cüz” ün “akl-ı kül” e uymasıyla mümkün olur ki; onu da peygamberler bulundukları mertebeden haber verirler ve o mertebenin Allah (c.c.) lühü tarafından uzatılan (yedullah) Allah’ın elleridir. Kim elini o ele uzatırsa, götürüleceği yer o makam’ın “sırât-ı müstakîm” i dir. Bu da o mertebenin necâtıdır.

Ayrı bir husus ise! Bütün esmâ-i nefsiyye’nin (Allah) ismi İlâhîsine uymalarının gerekliliğidir.




Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)