İçeriğe atla
Nûh 4Cüz 29 · Sayfa 570

Nûh Sûresi 4. Âyet

نوح

Sohbete sor

Yaġfir lekum min żunûbikum veyu-aḣḣirkum ilâ ecelin musemmâ(n)(c) inne ecela(A)llâhi iżâ câe lâ yu-aḣḣar(u)(s) lev kuntum ta'lemûn(e)

(3-4) "Allah'a ibadet edin. O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz."

Nûh Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(Eceli müsemmâ) “isimlendirilmiş müddet” yâni vakti, evvelden belirlenmiş zaman. Her varlığın ve özellikle insân oğlunun dünya da bir kalış-müddet-zaman-süresi vardır. Buna Kûr’ân-ı kerîm lisânın da (ecel) denmektedir. Ne yazık ki, bu kelime, genelde, (eceli geldi, öldü,) diye ifade edilir ve (ecel-ölüm) olarak zan ve kabul edilir. Aslında ise (ecel) müddet’tir. Yâni (müddeti-ömrü) doldu, sona erdi, demektir.

İşte Nûh (a.s.) onların günahlarının bağışlanma sını, veya en azından ömürlerinin sonuna kadar tehir edilmesini istemiştir. Bu (ecel-müddet) dolunca dünyadan ayrılacaklarını ve âhirette azaba düçar olacaklarını bilseler kendileri için ne iyi olacağını onlara bildirmekte idi.[8]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)