Liya'leme en kad eblaġû risâlâti rabbihim ve ehâta bimâ ledeyhim ve ahsâ kulle şey-in ‘adedâ(n)
(27-28) Ancak seçtiği resuller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resulün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resullerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah, onların her halini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür.
Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elçiliklerini yerine getirmişlerdir. Allah onlarda bulunan her şeyi kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır
Cin Suresi 28. ayet, Allah'ın peygamberlerin tebliğlerini bildiğini, onların etrafını kuşattığını ve her şeyi saydığını vurgular. Ayet, ilahi bilginin ve kontrolün kapsamını 'bilmek', 'tebliğ etmek', 'kuşatmak' ve 'saymak' gibi temel kavramlar üzerinden ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlim, bir şeyin hakikatini idrak etmektir. Ayetteki 'li-ya'leme' ifadesi, Allah'ın zaten bildiği bir şeyi 'ortaya çıkarması', 'açığa vurması' veya 'insanlara bildirmesi' anlamında kullanılır. Allah'ın ilmi ezelidir, bu ifade fiilin neticesini vurgular. (el-Müfredât, s. 580)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): İlim, bir şeyi olduğu gibi kavramaktır. Bu ayetteki 'li-ya'leme' fiili, Allah'ın peygamberlerin risaletlerini hakkıyla yerine getirdiklerini, bu gerçeği hem peygamberlere hem de insanlara göstermesi ve bu bilginin kesinliğini ortaya koyması anlamındadır. (el-Külliyyât, s. 680)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'ilim' kavramı, sadece bilgi edinme değil, aynı zamanda bir şeyi tam olarak kavrama, idrak etme ve onun üzerinde tam bir kontrole sahip olma anlamını da taşır. Ayetteki kullanım, Allah'ın peygamberlerin tebliğleri üzerindeki mutlak bilgisi ve kontrolünü vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Belağ, bir şeye ulaşmak, onu tamamlamak ve sonuna erdirmektir. 'Ebleğû' fiili, peygamberlerin kendilerine verilen risalet görevini eksiksiz bir şekilde yerine getirip, mesajı muhataplarına ulaştırdıklarını gösterir. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 30)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Belağ, bir şeyin nihayetine varmak, hedefine ulaşmaktır. Ayetteki 'ebluğû' ifadesi, peygamberlerin Allah'ın emirlerini ve yasaklarını, yani risaletlerini, insanlara tam olarak ilettiklerini mecazi olarak anlatır. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 287)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Belağ, bir şeyin sonuna ulaşmaktır. 'İblağ' ise bir şeyi sonuna ulaştırmaktır. Peygamberlerin 'risalât'ı 'iblağ' etmeleri, kendilerine vahyedilen mesajları hiçbir eksiklik veya fazlalık olmaksızın insanlara ulaştırmalarıdır. (el-Müfredât, s. 122)
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Risalet, bir elçi aracılığıyla gönderilen mesajdır. Ayetteki 'risalât' kelimesi, Allah'ın peygamberlerine vahyettiği, insanlara tebliğ etmeleri gereken ilahi hükümleri, emirleri ve yasakları kapsar. (Nüzhetü'l-Kulûb, s. 248)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Risalet, bir elçinin gönderilmesi ve onunla birlikte gönderilen mesajdır. 'Risalât' kelimesi, peygamberlerin Allah'tan alıp insanlara ulaştırmakla yükümlü oldukları, hakikatleri içeren ilahi bildirimlerin tamamını ifade eder. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 3, s. 100)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'risalet' kavramı, Allah'ın insanlara doğru yolu göstermek için seçtiği elçiler (rasûller) aracılığıyla gönderdiği ilahi rehberliği ve bu rehberliğin içeriğini ifade eder. Ayetteki çoğul kullanımı, bu mesajların kapsamlı ve çeşitli olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İhata, bir şeyi çepeçevre kuşatmak, onu tamamen içine almaktır. Ayetteki 'ehâta' fiili, Allah'ın ilminin ve kudretinin peygamberlerin tebliğlerini ve tüm varlıkları tam anlamıyla kuşattığını, hiçbir şeyin O'nun bilgisi ve kontrolü dışında kalmadığını ifade eder. (el-Müfredât, s. 257)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): İhata, bir şeyi her yönden kuşatmak ve onu tamamen kontrol altına almaktır. Bu ayetteki 'ehâta' fiili, Allah'ın peygamberlerin tebliğlerini ve onların durumlarını ilmiyle tamamen kuşattığını, hiçbir ayrıntının O'nun bilgisi dışında kalmadığını vurgular. (Umdetü'l-Huffâz, c. 1, s. 490)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'ihata' kavramı, Allah'ın mutlak egemenliğini ve her şeyi kapsayan bilgisini ifade etmek için kullanılır. Bu, sadece bilmek değil, aynı zamanda tam bir kontrol ve denetim anlamına gelir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın peygamberlerin tebliğleri üzerindeki tam denetimini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İhsa, bir şeyi saymak, onu tam olarak bilmek ve kaydetmektir. Ayetteki 'ahsa' fiili, Allah'ın yarattığı her şeyi, en küçük ayrıntısına kadar bildiğini, saydığını ve hiçbir şeyin O'nun ilminden gizli kalmadığını vurgular. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 149)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): İhsa, bir şeyi saymak ve onu ezberlemek gibidir. Ayetteki 'ahsa' ifadesi, Allah'ın her şeyi, sayısal olarak bile olsa, tam bir doğrulukla bildiğini ve kaydettiğini mecazi olarak anlatır. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 288)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İhsa, bir şeyi saymak ve onu tam olarak bilmektir. Bu ayetteki 'ahsa' fiili, Allah'ın tüm varlıkları, onların durumlarını ve peygamberlerin tebliğlerini en ince ayrıntısına kadar bildiğini, hiçbir şeyin O'nun ilminden kaçmadığını ve her şeyin O'nun katında kayıtlı olduğunu ifade eder. (el-Müfredât, s. 260)
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.