İçeriğe atla
Kıyâme 13Cüz 29 · Sayfa 577

Kıyâme Sûresi 13. Âyet

القيامة

Sohbete sor

Yunebbeu-l-insânu yevme-iżin bimâ kaddeme ve aḣḣar(a)

O gün insana, yapıp önden gönderdiği ve yapmayıp geri bıraktığı şeyler haber verilir.

Kıyâmet Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.”(75/13)


يُنَبَّأُ الْإِنسَانُ Yunebbeul insânu; İnsana haber verilir deniliyor. İnsana verilen bu haber hangi mertebedendir. İşte bir önceki âyette ifade edildi ya biraz sistemi öğrenmek gereklidir. “Nebe” haber veren demektir, Nebiliktir. Haber getiren demektir. Resûl kitaplı peygamber, kendisine kitap verilen, Nebi ise kendisinden önce gelen peygamberin şeriati ve kitabı üzere gelip haber getiren peygamber demektir.

“Nebbe” Nebi şeddelenerek yazılmıştır. Be ile birliktelik olduğuna göre kişinin kendi varlığında bulunan nebilik ile haber verilir, insanın varlığında bulunan risâlet mertebesinin nûru ile birliktelik ile haber verilir, anlamında haber verilir. Ne haber verilir?

Kıyâmet günü öne sürdüğü ve sona bıraktığı şeyler haber verilir.

Şeriat mertebesinde ise, tehir ettiği, öne alldığı namazları, haccı, orucu, zekâtı, sevapları-günahları, iyilikleri kötülükleri haber verilir.

Tarikat mertebesinde ise öne aldığı, tehir ettiği tesbihat, muhabbeti, duyguları haber verilir.

Hakîkat mertbesinde ise tehir ettiği ve öne aldığı nefsi işleri ve hakkaniyet ile gafletsiz hareketi haber verilir.

Marifet mertebesinde ise bir an Hakk’tan gafil olup olmamayı erteleyip, öne alıp almadığı bildirilir…

Bir önceki âyette yazıldığı birinci öncelikli işi Âdemiyyet işinin öne alıp almadığı veya ana, baba, eş, çocuk, iş, malları, tarlaları, bahçelerinin işleri bunları mı? Öne aldığı bilidirilir.

Kulum ben seninleydim, senin en önemli işin benim ile olmaktı. Sen bunu öne aldın mı? Yoksa öteleyip, perdeledin mi? Kendisine bu bildirilir…

Eyvah ki, Eyvah!


عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ وَأَخَّرَتْ {الإنفطار/5}

(Alimet nefsum mâ kaddemet ve ahharat.)

Herkes yaptığı ve yapmadığı şeyleri bilecek. (82/5)


O nefs bildi ki ne takdim etti? Ne geriye bıraktı? Veya bunu kendi de tahmin edebilir. Cenâb-ı Hakk'ta onun geriye ne bıraktığını, önden ne gönderdiğini hepsini bilir. Burada evvelâ bilmemiz lâzım gelen şey bizim kendi varlığımız, kendi kimliğimizdir. Bunu oluşturduktan sonra neler yapabildik? Neler yapamadık? Sonra özeleştiriye geçerek yapabildiklerini ne kadar yaptıysa, neyi yaptıysa, günde kaç saat? Ne kadar ibadet ettiyse bunları zâten kendisi de bilebiliyordur. Allah hepsini daha iyi biliyor ayrı konu da. Ama kişi de o gün yaptığı fiillerini biliyor. Çünkü bunları kendi nefsinde yaşamıştır.

Yapamadıklarını da biliyor. Ölüm anı geldiği zaman veya mahşere çıktığı zaman, aşağı yukarı kendi hâlini tahmin edebiliyor. Ama bunlar, bu değerlendirmeyi kim yapabiliyor? Kendine arif olanlar ancak, dengeli olarak yapabiliyor. Onun dışındakilerin böyle bir ölçü kurması da zâten mümkün değildir.[135]


بَلِ الْإِنسَانُ عَلَى نَفْسِهِ بَصِيرَةٌ {القيامة/14}

(Belil insânu alâ nefsihî basîreh)