Vucûhun yevme-iżin nâdira(tun)
O gün birtakım yüzler aydındır.
Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar.
Kıyâme Suresi'nin 22. ayeti, kıyamet gününde müminlerin yüzlerinin durumunu tasvir etmektedir. Ayet, 'vücûh' (yüzler) ve 'nâdıra' (parlayan, güzelleşen) kelimeleriyle, ahiretteki ilahi lütfu ve rızayı yansıtan bir görsel sunar. Bu kavramlar, hem fiziksel bir parlaklığı hem de manevi bir sevinci ve mutluluğu ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'vech' kelimesinin bir şeyin ön tarafı ve ilk görünen kısmı olduğunu belirtir. Ayetteki 'vücûh' (yüzler) ise, insanın şerefli ve kıymetli tarafını, aynı zamanda kişinin durumunu ve halini yansıtan bir organ olarak kullanılmıştır. Burada, ahiretteki müminlerin yüzlerinin, Allah'ın rızasıyla aydınlanmış ve güzelleşmiş halini ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'vücûh' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, ancak bu ayetteki kullanımının, ahiret saadetine eren kişilerin yüzlerindeki sevinç ve güzelliği vurguladığını belirtir. Bu yüzler, Allah'ın cemalini görmenin getirdiği bir nur ve parlaklıkla doludur.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'vech' kavramının Kur'an'da bazen 'zat' veya 'varlık' anlamında da kullanıldığını, ancak bu ayetteki 'vücûh'un, bireylerin fiziksel görünüşleri üzerinden onların içsel durumlarını ve ahiretteki konumlarını yansıttığını ifade eder. Parlayan yüzler, ilahi lütfa erişmenin bir göstergesidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'yevm' kelimesinin belirli bir zaman dilimini ifade ettiğini, 'yevmeizin' ifadesinin ise 'o gün' yani kıyamet günü, hesap ve amellerin karşılığının görüleceği zaman dilimi olduğunu açıklar. Bu ayette, bu özel günün önemini ve o gün yaşanacak olayların kesinliğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'yevmeizin' ifadesinin Kur'an'da sıkça kullanıldığını ve genellikle büyük olayların, özellikle de kıyametin ve ahiret ahvalinin anlatıldığı bağlamlarda geçtiğini belirtir. Bu, o günün sıradan bir gün olmadığını, ilahi adaletin tecelli edeceği müstesna bir zaman dilimi olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nadr' kelimesinin güzellik, parlaklık ve tazelik anlamlarına geldiğini belirtir. 'Nâdıra' ise, bu özelliklere sahip olan, yani güzelleşmiş, parlamış ve sevinçle dolmuş yüzleri ifade eder. Ayetteki kullanımı, müminlerin yüzlerinin ahiretteki ilahi lütuf ve rıza ile kazandığı manevi ve fiziksel güzelliği vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'nâdıra' kelimesinin hem dışsal bir parlaklığı hem de içsel bir sevinci ve mutluluğu ifade ettiğini açıklar. Bu yüzler, Allah'ın cemalini görmenin ve cennet nimetlerine kavuşmanın getirdiği bir nur ve tazelikle doludur. Bu, sadece fiziksel bir güzellik değil, aynı zamanda manevi bir yüceliktir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'nâdıra' kelimesinin Kur'an'da genellikle olumlu bir bağlamda, tazelik, canlılık ve güzellik anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, kıyamet gününde müminlerin yüzlerinin, Allah'ın rahmetiyle parlayacağını, sevinç ve huzur içinde olacağını ifade eder. Bu, ahiret saadetinin bir nişanesidir.
Kıyâmet Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar.”(75/22)
إِلَى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ {القيامة/23}
(İlâ rabbihâ nâzıreh.)