İlâ rabbihâ nâzira(tun)
Rablerine bakarlar.
Rabbine bakar.
Kıyâme Suresi 23. ayet, kıyamet gününde müminlerin yüzlerinin Rablerine bakışını ve bu bakışın getirdiği nuru tasvir etmektedir. Ayet, 'nazara' fiilinin özel bir kullanımıyla, Allah'ı görme ve O'nun lütfuna mazhar olma anlamını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rabb kelimesi, terbiye etmek, bir şeyi tedricen kemale erdirmek anlamındadır. Allah için kullanıldığında, O'nun yaratma, rızık verme, terbiye etme ve her şeyin sahibi olma vasıflarını kapsar. Ayetteki 'Rabbihâ' ifadesi, müminlerin yüzlerinin yöneldiği, kendisinden lütuf ve ikram beklediği yüce yaratıcıyı işaret eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Rabb, malik, seyyid, müdebbir, mürebbi ve mütekellif anlamlarına gelir. Allah Teâlâ için kullanıldığında, bütün bu anlamları en mükemmel şekilde ifade eder. Ayetteki 'Rabbihâ' ifadesi, müminlerin yüzlerinin, kendilerini terbiye eden, işlerini idare eden ve her şeyin sahibi olan Allah'a yöneldiğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Rabb kavramı, Kur'an'da Allah'ın mutlak egemenliğini, yaratıcılığını ve her şeyi kontrol altında tutan gücünü ifade eder. Bu ayetteki 'Rabbihâ' kullanımı, müminlerin kıyamet gününde Allah'ın huzurunda olmalarını ve O'nun ilahi otoritesine doğrudan muhatap olmalarını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Nazara fiili, bakmak anlamına gelir. Ancak bu ayetteki 'nâzıra' kelimesi, sadece gözle bakmak değil, aynı zamanda beklemek, umut etmek ve lütuf dilemek anlamlarını da içerir. Müminlerin yüzlerinin Rablerine bakması, O'nun cemalini görme ve O'nun ikramına nail olma beklentisidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Nazara fiili, bazen 'beklemek' ve 'umut etmek' anlamında da kullanılır. Bu ayetteki 'nâzıra' kelimesi, müminlerin yüzlerinin Rablerinin lütfunu ve mükafatını beklediğini, O'nun cemalini görmeyi arzuladığını mecazi olarak ifade eder. Bu, sadece fiziksel bir bakıştan öte, ruhsal bir yöneliştir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nazar kelimesi, bir şeyi gözle idrak etmek veya kalp ile düşünmek anlamına gelir. 'İlâ Rabbiha nâzıra' ifadesi, müminlerin yüzlerinin Rablerine yönelerek O'nun cemalini görmesi ve O'nun lütfuna mazhar olmasıdır. Bu, ahiretteki en büyük nimetlerden biri olarak kabul edilir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Nazar fiili, Kur'an'da farklı bağlamlarda 'bakmak, görmek, düşünmek, beklemek' gibi anlamlara gelir. Kıyâme 23'teki 'nâzıra' kelimesi, müminlerin Allah'ı görme şerefine nail olmalarını ifade eder. Bu görme, dünyadaki gibi sınırlı bir görme değil, ahirete mahsus, ilahi bir tecellidir.
Kıyâmet Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Rabbine bakar.”(75/23)
Âyette وُجُوهٌ “Vucûhun” yüzler vardır şeklinde ifade edilen şey aslında inşanın tüm vechini yani yönünü ifade etmektedir. “Karşısına çıkmaya yüzü yok.” Veya yüz bulamıyor dediğimiz zaman bu kişi sadece yüzü ile o makama veya kişinin karşısına çıkmayı ifade etmez… Evet, ana tema yüzdür. Yüz yüze görüşme diye ifade edilir. İnsanın en kıymetli olan yeri ifade edilmştir. Fâtiha da “Seb’ül Mesani” (iki yedili) diye adlandırılarak. İnsanın yüzünde bulunan yedi delik ifade edilmiştir.
“Ölen hayvan imiş aşıklar ölmez” denmiştir. Onun için Yüce Mevlânâ da “mâden oldum, öldüm. Nebat olarak dirildim. Nebat olarak öldüm, hayvan olarak dirildim. Hayvan olarak öldüm, insân olarak dirildim. Fakat bir daha ölmedim” diyerek bu hakîkati çok güzel bir şekilde ortaya koyuyor.
İşte sende öyle bir hayat yaşa ki bir sefer öl, bir daha ölme. Bu dünyaya gelenler iki şeyden hâli kalmadı.
Ya rûhunu ten eyledi gitti, Yahut tenini rûh etti gitti.[169]
Veya, tenini ya nar eyledi, ya nur eyledi gitti.[170] Denmiştir.
Terzi Babamın Berat şiirinde yazdığı gibi, “Fevellü vecheke”[171] dedi Rabb, Döndü Beytullah-a bu türab, İfşa etti lisanı Arab, “Fevellü vecheke”den Berat-ını al.
Bu dünya hayatında Berr yani iyiler ile beraber olanlar Rabbleri olan gönül kâ’besine, yüzlerini döndürmüşler, Hakk’ı kendi varlığında bulan ve hakîkat-i İlâhi güneşinin kaynağından yansıyan nurdan yüzleri ve tüm bedenleri parlamaktadır. Ve daha bu günden bu beratı ve parlaklığı şiirde yazıldığı gibi İlâhiyat Necminden alırlar…
Derviş isen gerçekten eğer, Şu fakire verdinse değer, Rabb’ın bir gün seni de sever, Necdet’ten küçücük Berat-ı’nı al.
Yine âyeti kerimede geçen “yevme izin” izin günü kıyâmet günüdür. Bilindiği mü’minin izin günü yoktur, 7. Gün ola Cum’a vakti işine ara verir ve Cem namazından sonra Bekabilllah, Allah (c.c.) ile olma hâli ve marifet yaşantısına devam eder. Zâhiri olarak yaşından dolayı bedenen çalışamayacak dahi olsa izin günü olan ahiret yaşantısı için çalışmaya devam eder.
إِلَى رَبِّهَا نَاظِرَةٌ “İlâ rabbihâ nâzıreh.” Rabbine bakar, nazar eder denilirken إِلَى “İlâ” ile hedef gösteriilmiştir. رَبِّ Rabb, esmâ mertebesine doğru بِ “bi” ile birlikte Rabbleri ile birlikte rablerine هَا “he” beşeri hüviyeti, ilahi hüviyyeti bildirmete , “Elif” ise Ahadiyyet ve 12 Zahir ve 1 bâtın noktadır. Beşeri hüviyyetleri olan rabbleri ile birlikte İlâhi hüviyyetleri olan Hakîkat’ül Ahadiyyet’ül Ahmediye’den kaynağını alan 13 şifresi ile Rabbi Hasslarına yani hususi esmalarına bakarak yüzleri ve tenleri O esmânın nuru ile parlar.
نَاظِرَ “Nâzıre” nazar bakış, ismi fakire annanesini hatırlattı. Rahmetli zâhiren bu ismi taşıyor ve uzun yıllar Bursa Emirsultan camiinde görevli olarak Emir sultan hazretlerinin türbedarlığını yapmıştı… Cenâb-ı Hakk rahmet etsin. İnşeallah.
Faydası olması bakımından Mesnevi Şerif âyetlerle ilgili beyiti buraya alıyoruz.
3197. Mâdemki sana nakşın firakı şedîd gelir, acaba onun nakkaşından ayrılık ne şedîd gelir?
Ya’ni, dünyâ sûretlerini nakşeden Hak’dır ve sen bu nakışlarda nakkaş olan Hakk’ın cemâlini müşâhede edemeyip nakışları bağımsız varlıklar zannederek, onların “ayn’larının lezzet-i müşâhedesine daldın ve cemâl-i Hak’dan gafil oldun; ve sana bu nakışların “ayn”larından ayrılmak şedîd ve zor geldi. Halbuki âhiretin en büyük lezzeti ve zevki cemâl-i Hakk’ın müşâhedesidir. Nitekim âyet-i kerîmede, (Kıyâmet 75/22-23) Ya’ni,“O günde yüzler vardır ki, güzel parlakdır. Onlar Rablerine nâzırdır" buyurulur. Binâenaleyh, acabâ bu güzel nakışların nakkaşı olan Hakk’ın cemâl-i bâ-kemâlinden aynlmak, o âlemde sana ne kadar müşkil ve şedîd gelir? Bu âlemde fırsat elde iken bir kere düşün![172]
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌ {القيامة/24}
(Ve vucûhun yevme izin bâsireth.)