Veylun yevme-iżin lilmukeżżibîn(e)
O gün vay yalanlayanların haline!
O gün yalanlayanların vay haline!
Mürselât Suresi 28. ayet, kıyamet gününde hakikati yalanlayanların karşılaşacağı azabı 'veyl' kelimesiyle vurgulamaktadır. Ayet, 'yevmeizin' ile zamanı belirlerken, 'mukezzibîn' ile azabın muhataplarını açıkça ortaya koymaktadır. Bu kavramlar, ayetin tehdit ve uyarı mesajını dilbilimsel olarak güçlendirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'veyl' kelimesini 'şer' ve 'helak' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki bağlamda, yalanlayanlara yönelik şiddetli bir azap ve felaket tehdidini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'veyl' kelimesinin 'azap' ve 'helak' manasına geldiğini ve Arapların bu kelimeyi bir felaket anında kullandıklarını ifade eder. Ayette, yalanlayanların karşılaşacağı kötü akıbeti mecazi olarak dile getirir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'veyl' kelimesinin Kur'an'da genellikle ahiret azabını ve ilahi gazabı ifade eden güçlü bir uyarı kelimesi olduğunu belirtir. Bu ayette de, hakikati yalanlayanlara yönelik kesin bir ilahi tehdidi vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'yevmeizin' ifadesinin 'o gün' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle kıyamet gününe işaret ettiğini belirtir. Ayette, yalanlayanların azabının belirli bir zamanda, yani hesap gününde gerçekleşeceğini vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'yevmeizin' kelimesinin 'yevm' (gün) ve 'iz' (o zaman) kelimelerinin birleşimi olduğunu ve geçmişte veya gelecekteki belirli bir zaman dilimini ifade ettiğini açıklar. Bu ayette, yalanlayanların azabının vuku bulacağı belirli bir zamanı, yani ahiret gününü işaret eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kezeb' fiilinin 'doğrunun zıddı olan şeyi söylemek' anlamına geldiğini belirtir. 'Mukezzibîn' ise, peygamberlerin getirdiği hakikatleri ve ahiret gününü ısrarla yalanlayan kimseleri ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'kezeb' kökünün 'gerçeği gizlemek ve inkâr etmek' anlamlarını da içerdiğini ifade eder. Ayetteki 'mukezzibîn', sadece sözle yalan söyleyenleri değil, aynı zamanda kalben hakikati reddedenleri de kapsar.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'tekzîb' kavramının Kur'an'da genellikle peygamberlerin tebliğ ettiği mesajları, ayetleri ve ahiret inancını reddetme anlamında kullanıldığını vurgular. 'Mukezzibîn' ise bu reddedişi sürekli hale getiren, inatçı inkârcıları ifade eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.