İçeriğe atla
Mürselât 32Cüz 29 · Sayfa 581

Mürselât Sûresi 32. Âyet

المرسلات

Sohbete sor

İnnehâ termî bişerarin kelkasr(i)

Şüphesiz cehennem, her biri saray büyüklüğünde kıvılcımlar saçar.

Mürselât Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Bu âyet, kıyamet gününde inkârcıları bekleyen azabın dehşetini tasvir eden âyetlerin bir parçasıdır. Klasik yorumda bu “kıvılcımlar”ın (şerer) hem büyüklüğü hem de sayısının çokluğu vurgulanır. Bu tasvir, cehennem azabının ne kadar şiddetli ve korkunç olduğunu gösterir.

İbnü’l-Arabî’nin Tefsir-i Kebir Te’vilat’ta 77/30. âyeti yorumlarken yaptığı gibi, bu âyetteki “kıvılcımlar”ı da nefs-i emmâre’nin (kötülüğü emreden nefsin) üç temel boyutunun birer tezahürü olarak okumak mümkündür. Bu üç boyut, insanın iç âleminde sürekli “alevlenen” ve onu Hak’tan uzaklaştıran “ateş”lerdir.

Âyetteki “kütük gibi” (kel-kaşr) benzetmesi, bu içsel ateşin (nefsin arzularının) büyüklüğünü, şiddetini ve kuşatıcılığını vurgular. Bu ateş, tıpkı bir saray veya koca bir kütük gibi devasa boyutlardadır; kişi ondan kaçamaz, onu söndüremez. Dünyada iken nefsin bu arzularını “besleyen” kişi, âhirette de onların somutlaşmış azabını (bu dev kıvılcımları) yaşar.

“Amellerin tecessüdü” ne göre, insanın dünyada iken işlediği her bir amel, niyet ve düşünce, âhirette birer surete bürünür. İyi ameller güzel suretlere (cennet nimetleri) dönüşürken, kötü ameller de bu âyette tasvir edildiği gibi korkunç azap suretlerine (kıvılcımlar, ateş, duman) dönüşür. Bu yönüyle âyet, kişinin kendi iç dünyasında yaktığı ateşin, âhirette kendisini nasıl saracağının çarpıcı bir tasviridir.