İnnâ keżâlike neczî-lmuhsinîn(e)
Şüphesiz biz iyilik yapanları işte böyle mükafatlandırırız.
İşte biz güzel amel işleyenleri böyle mükafatlandırırız.
Mürselât Suresi 44. ayet, Allah'ın 'muhsinîn' (iyilik yapanlar) zümresine vereceği karşılığı (cezâ) vurgulamaktadır. Ayet, ilahi adaletin ve lütfun bir tezahürü olarak, iyiliğin karşılıksız kalmayacağını dilbilimsel bir kesinlikle ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Cezâ (جَزَاء), bir fiilin karşılığı olarak verilen şeydir; ister hayır olsun ister şer. Bu ayetteki 'neczî' fiili, Allah'ın muhsinlere yönelik hayır karşılığı, yani mükafatlandırması anlamında kullanılmıştır. Allah'ın fiilleri için kullanıldığında genellikle olumlu bir karşılığı ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Cezâ kelimesi, Arapçada bir şeye karşılık vermek, bedelini ödemek anlamındadır. Ayetteki 'neczî' fiili, Allah'ın iyilik yapanlara hak ettikleri güzel karşılığı vereceğini mecazi olarak değil, doğrudan bir vaat olarak ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Cezâ kavramı Kur'an'da genellikle ilahi adaletle ilişkilidir. 'Neczi' fiili, Allah'ın kullarının amellerine göre karşılık vermesi prensibini yansıtır. Bu ayette, 'muhsinîn' için olumlu bir karşılık, yani mükafat anlamında kullanılmıştır, bu da ilahi lütfun bir göstergesidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İhsan (إحسان), bir şeyi güzel yapmak veya başkasına iyilikte bulunmaktır. 'Muhsinîn' ise bu vasfa sahip olanlardır. Ayetteki 'muhsinîn', Allah'a karşı görevlerini ve insanlara karşı sorumluluklarını en güzel şekilde yerine getiren, ihsan mertebesine ulaşmış kimseleri ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Muhsin, fiillerini güzel yapan, Allah'ı görüyormuşçasına ibadet eden veya O'nun kendisini gördüğünü bilerek hareket eden kişidir. Bu ayetteki 'muhsinîn', sadece iyi işler yapanları değil, aynı zamanda bu işleri ihlas ve samimiyetle, en güzel şekilde yapanları kapsar.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İhsan, Kur'an'da sadece ahlaki bir erdem değil, aynı zamanda dini bir mertebedir. 'Muhsinîn' kavramı, Allah'a karşı tam bir teslimiyet ve samimiyetle hareket eden, amellerini en mükemmel şekilde yerine getiren müminleri ifade eder. Bu ayette, Allah'ın bu seçkin kullarına özel bir karşılık vereceği vurgulanır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Muhsin kelimesi, 'hasene' kökünden türemiş olup, güzellik ve iyilik anlamlarını taşır. Kur'an'da 'muhsinîn', hem Allah'a karşı kulluk görevlerini en güzel şekilde yerine getirenleri hem de insanlara karşı iyi muamelede bulunanları ifade eder. Ayetteki kullanımı, bu kapsamlı iyilik anlayışının karşılığını alacağını belirtir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.