İçeriğe atla
Mürselât 46Cüz 29 · Sayfa 581

Mürselât Sûresi 46. Âyet

المرسلات

Sohbete sor

Kulû ve temette'û kalîlen innekum mucrimûn(e)

Ey inkar edenler! (Dünyada) yiyin ve birazcık yararlanın! Şüphesiz sizler suçlularsınız.

Mürselât Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Mücrim” Hakk’tan gafil ve inkar edenlere nefsi emmarenin hayal ve vehimi içinde ancak dünya hayatında verilmiş belirli bir süreye kadar nimetlerden istifade etmelerine izin verilmiş. Ve zarururi ölüm ile nefsin dünya nimetlerini tadışı son bulacaktır. (M.D.)

“Mücrim” (suçlu), sadece belirli bir günahı işleyen kimse değil, ezelî hakikatinde (a‘yân-ı sâbite) şer istidadı bulunan ve bu istidadını dünyada açığa çıkaran kimsedir. “Mücrim”in suçu, sadece fiilî günahlar değil; öncelikle Hakikati örtmesi (küfür), bu örtme eylemini alışkanlık haline getirmesi ve bu haliyle yaşamasıdır. Âyetteki hitap, bu ezelî tercihin bir sonucu olarak kâfirlerin içinde bulunduğu durumu özetler.

Âyetteki “yiyin, geçinin” ifadesi, İbnü’l-Arabî’nin nefs mertebeleri anlayışıyla doğrudan ilişkilidir. Bu hitap, nefs-i emmâre’nin (kötülüğü emreden nefsin) geçici zevklere olan düşkünlüğünü ve bu zevklerin aldatıcılığını sembolize eder. Nefs-i emmâre, tıpkı hayvanî nefs gibi, sürekli olarak yeme, içme, şehvet gibi geçici hazların peşinde koşar. İşte âyetteki “yiyin, geçinin” emri, aslında nefs-i emmâre’nin bu haline bir tür “meydan okuma” niteliğindedir: “İstediğiniz kadar bu geçici zevklerin peşinde koşun; ama bilin ki sonunuz pişmanlık ve azaptır!”

Az bir müddet” (kalîlen) ifadesi, İbnü’l-Arabî’nin zaman

anlayışıyla doğrudan ilgilidir. Ona göre dünya hayatı, sonsuz âhiret hayatının yanında bir “rüya” veya bir “an” gibidir. Bu “az bir müddet” içinde nefsânî arzuların peşinde koşanlar, asıl sermayelerini (iman ve salih amel) tüketmiş olurlar. Bu yönüyle âyet, insanın dünyadaki fırsatları nasıl değerlendirdiğinin ve bu fırsatların ne kadar kısa olduğunun bir hatırlatmasıdır.

Hakikat Örtüldüğünde: Kişi, kendi a‘yân-ı sâbitesindeki şer istidadını tercih etmiş, hakikati (iman, İslam) örtmüştür. Bu, onun “mücrim” (suçlu) olarak nitelenmesinin temel sebebidir.

Cezanın Kaçınılmazlığı: Bu tercihin sonucu olarak, âhirette azap kaçınılmazdır. Âyet, bu azabın bir ön uyarısı ve aynı zamanda bir hatırlatmasıdır: “Dünyada tercihinizi yaptınız ve bunun sonucu olarak suçlu duruma düştünüz.”[36]