Ve ce'alnâ-nnehâra me'âşâ(n)
Gündüzü de geçimi temin zamanı kıldık.
Gündüzü de bir geçim zamanı yaptık.
Nebe' Suresi'nin 11. ayeti, Allah'ın gündüzü insanların geçimlerini temin etmeleri için bir zaman dilimi olarak yarattığını ifade etmektedir. Bu ayet, 'gündüz' ve 'geçim' kavramları üzerinden ilahi düzenin ve rızık temininin önemini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ceale' fiilinin bir şeyi bir halden başka bir hale dönüştürmek, bir şeyi yaratmak veya bir şeye bir özellik atfetmek anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'cealnâ' ifadesi, Allah'ın gündüze 'geçim sağlama' fonksiyonunu atfettiğini, onu bu amaçla yarattığını ve düzenlediğini gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ceale' fiilinin Kur'an'da 'halk' (yaratma) ve 'sayyere' (dönüştürme) anlamlarında kullanıldığını ifade eder. Bu ayette 'gündüzü geçim kıldık' ifadesi, gündüzün yaratılış amacının ve fonksiyonunun geçim temini olarak belirlendiğini mecazi bir anlatımla ortaya koyar.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ceale' fiilinin bazen 'hükmetme' ve 'takdir etme' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımıyla, Allah'ın gündüzü insanların rızıklarını kazanmaları için bir zaman dilimi olarak takdir ettiğini ve bu ilahi bir hüküm olduğunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'nehâr' kelimesini 'güneşin doğuşundan batışına kadar olan aydınlık zaman' olarak tanımlar. Ayetteki 'en-nehâr' ifadesi, insanların aktif olarak çalışıp rızıklarını temin ettikleri, aydınlık ve hareketli zaman dilimini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nehâr' kelimesinin 'aydınlık' ve 'açıklık' anlamlarından türediğini belirtir. Ayette 'gündüzü geçim kıldık' ifadesi, gündüzün aydınlık ve görünür olması sayesinde insanların işlerini kolayca yapabildikleri, hareket ve çalışma için elverişli bir zaman dilimi olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'nehâr' kavramının sadece fiziksel bir zaman dilimi olmanın ötesinde, 'çalışma', 'faaliyet' ve 'rızık arayışı' gibi anlamlarla güçlü bir şekilde ilişkilendirildiğini belirtir. Bu ayette 'nehâr', Allah'ın insanlara rızıklarını kazanmaları için sunduğu bir imkan ve düzenin parçası olarak sunulur.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'ma'âş' kelimesinin 'yaşama sebebi olan şey' veya 'geçimlik' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ma'âşâ' ifadesi, gündüzün insanların hayatlarını sürdürmeleri için gerekli olan yiyecek, içecek ve diğer ihtiyaçlarını temin ettikleri bir zaman dilimi olduğunu açıklar.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ma'âş' kelimesinin 'yaşamak için gerekli olan şeyler' ve 'hayatın devamını sağlayan rızık' anlamlarına geldiğini ifade eder. Ayetteki bağlamda, gündüzün insanların çalışarak rızıklarını kazandıkları ve böylece yaşamlarını sürdürdükleri bir zaman dilimi olarak belirlendiğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ma'âş' kelimesinin Kur'an'da genellikle 'dünyalık geçim', 'rızık' ve 'yaşamın idamesi için gerekli olanlar' anlamlarında kullanıldığını belirtir. Bu ayette 'ma'âşâ' ifadesi, gündüzün insanların maddi ihtiyaçlarını karşılamak üzere faaliyet gösterdikleri, ekonomik ve sosyal yaşamın merkezi bir zaman dilimi olduğunu gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.