İçeriğe atla
Nebe' 20Cüz 30 · Sayfa 582

Nebe' Sûresi 20. Âyet

النبإ

Sohbete sor

Ve suyyirati-lcibâlu fekânet serâbâ(n)

Dağlar yürütülür, serap haline gelir.

Nebe' Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“ İz- -T-B- ”


Serâb, Arapça kökenli olup çölde sıcaklık ve ışık yansımasıyla oluşan, uzaktan su veya yeşillik gibi görünen aldatıcı görüntüyü ifade eder. Mecazi olarak şaşkınlık, aslı olmayan, aldatıcı, boş umut veya hayal anlamlarında da kullanılan bu kelime, ılgım-salgım veya pusarık olarak da bilinir. 

Dağlar (el-Cibâl): Dağlar, insanın iç âleminde "sabit, değişmez, güçlü ve görkemli zannettiği yapılar" dır.

Fizik beden vücûdumuz yeryüzü ve dağ hükmündedir. Her birerlerimizin vücûtlarında tabîattan kaynaklanan toprak oluşumları yani şartlanma dağlarımız yerinden yürütülüp (kaldırılıp) bunun hayal olduğu zaman ve anasır-ı erbâanın toprak kısımları alınmış demektir. Nefsi emmarenin artık elinde hareket edecek aleti (vasıta) kalmamıştır. (M.D.)

“Dağlar”, insanın nefsindeki en büyük ve en sağlam zannedilen manevî engelleri sembolize eder. Bunlar:

  • Kibir (kibr) ve gurur (ğurûr): Kişinin kendini büyük görmesi, başkalarından üstün tutması.
  • Enâniyet (benlik iddiası): Kişinin kendi varlığını Hak’tan ayrı ve bağımsız görmesi, “ben” demesi.
  • Makam, mevki, şöhret ve itibar: Kişinin bunlarla övünmesi, onları birer güç ve dayanak zannetmesi.
  • Taklit ve taassup: Atalardan devralınan, sorgulanmadan kabul edilen yanlış inanç ve alışkanlıklar.

Bu “dağlar” (manevî engeller), tıpkı fiziksel dağlar gibi, sağlam ve sarsılmaz zannedilir. Ancak kıyamet günü (hakikatin mutlak olarak zuhur ettiği an), tüm bu manevî dağlar yerle bir olacak, yok olup gidecektir.

“serap” (serâb), dünyadaki tüm vehmî gerçekliklerin, geçici ve aldatıcı zevklerin sembolüdür. Tıpkı serabın uzaktan su gibi görünüp yaklaşınca kaybolması gibi:

  • Dünya malı, makamı, şöhreti ve nefsânî arzuları da insana uzaktan “cazip” ve “değerli” görünür; ancak hakikat (el‑Hâkka) zuhur ettiğinde, hepsinin birer “serap”tan ibaret olduğu anlaşılır.
  • İnsanın dünyada iken güvenip dayandığı, sahip olduğu her şey (mal, evlat, güç, itibar), âhirette birer “serap” gibi kaybolup gidecektir.

“Kıyamet günü, dünyada en sağlam ve en büyük zannedilen dağlar bile yerinden kopup yürütülecek, tıpkı bir serap gibi hiçbir gerçekliği olmayan hayali bir görüntüye dönüşecektir. İşte bunun gibi, insanın nefsindeki kibir, gurur, enâniyet, makam ve şöhret ‘dağları’ da o gün yok olup gidecek, geriye hiçbir şey kalmayacaktır. Bu, ilâhî kahır (celâl) tecellisinin bir sonucudur ve insana şu mesajı verir: Dünyada sahip olduğunuzu zannettiğiniz tüm bu ‘dağlar’ aslında birer seraptan ibarettir; hakikat (el‑Hâkka) geldiğinde hepsi yok olacaktır. Öyleyse, daha bu dünyada iken nefsindeki bu dağları yıkmaya bak!”[28]