Feżûkû felen nezîdekum illâ ‘ażâbâ(n)
Kafirlere şöyle denilir: "Şimdi tadın. Artık bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız."
(Onlara): "Şimdi tadın (cezanızı). Artık size azabınızı artırmaktan başka bir şey yapmayacağız" (denir).
Nebe' Suresi'nin 30. ayeti, inkarcılara yönelik ilahi bir tehdidi ve cezanın kesinliğini ifade eder. Ayet, 'tatma' fiili üzerinden azabın somutluğunu vurgularken, 'artırma' fiiliyle de azabın sürekli ve kesintisiz olacağını belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zevk' kelimesinin aslen bir şeyi dil ile tatmak olduğunu, ancak mecazi olarak bir şeyin etkisini hissetmek, deneyimlemek anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'fe-zûkû' ifadesi, azabın acısını bizzat tecrübe etmeleri, onunla yüzleşmeleri gerektiğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'tatmak' fiilinin Kur'an'da bazen mecazi olarak 'bir şeyin sonucuna katlanmak' anlamında kullanıldığını ifade eder. Bu ayetteki 'azabı tadın' ifadesi, inkarcıların işledikleri amellerin kötü sonuçlarını bizzat yaşayacakları anlamına gelir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zevk' kavramının Kur'an'da hem olumlu (cennet nimetlerini tatmak) hem de olumsuz (azabı tatmak) bağlamlarda kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki kullanımı, cehennem azabının somut ve kişisel bir deneyim olarak algılanması gerektiğini gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'zâde-yezîdu' fiilinin bir şeyin üzerine eklemek, çoğaltmak anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'len nezîdekum' ifadesi, inkarcılara verilen azabın asla azalmayacağını, aksine sürekli olarak artırılacağını veya mevcut halinin devam ettirileceğini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ziyâde' kelimesinin bir şeyin aslına eklenen fazlalık olduğunu açıklar. Bu ayetteki 'size artırmayız' ifadesi, azabın miktarında veya türünde herhangi bir değişiklik yapılmayacağını, yani mevcut azabın sürekli ve kesintisiz olarak devam edeceğini, onlara bir rahatlama veya hafifletme sunulmayacağını vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'z-y-d' kökünün Kur'an'da genellikle bir şeyin niceliğini veya niteliğini artırma bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki olumsuz kullanım ('artırmayız'), azabın sabit ve değişmez bir şekilde devam edeceğini, onlara merhamet gösterilmeyeceğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'azab' kelimesinin aslen 'tatlı su' anlamına gelen 'azb' kelimesinin zıttı olduğunu, yani 'tatlılıktan mahrum bırakmak' veya 'acı vermek' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'azâben' kelimesi, inkarcıların çekeceği acının şiddetini ve sürekliliğini ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): el-Kefevî, 'azab'ın, nefse acı veren, onu ıstırap içinde bırakan her şey olduğunu ifade eder. Ayetteki 'illâ azâben' ifadesi, inkarcıların karşılaşacakları tek şeyin bu acı verici ceza olacağını, başka bir seçeneklerinin bulunmadığını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'azab' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın gazabının bir tezahürü olarak, dünyevi veya uhrevi bir ceza biçiminde kullanıldığını açıklar. Bu ayetteki 'azâben' kelimesi, ilahi adaletin bir sonucu olarak, inkarcıların hak ettikleri acı dolu sonu ifade eder.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.