Lâ yesme'ûne fîhâ laġven velâ kiżżâbâ(n)
Orada ne bir boş söz işitirler, ne de bir yalan.
Orada ne boş bir söz işitirler, ne de bir yalan.
Nebe' Suresi'nin 35. ayeti, cennet ehlinin orada işitmeyeceği olumsuz nitelikteki sözleri ele almaktadır. Ayet, cennetin huzur ve sükunetini, boş ve yalan sözlerden arınmış bir ortam olarak tasvir eder. Anahtar kavramlar, bu olumsuz sözlerin mahiyetini ve cennetin bu türden arınmışlığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'sem'' kökünü 'kulakla idrak etmek' olarak tanımlar. Ayetteki 'lâ yesme'ûne' ifadesi, cennet ehlinin boş ve yalan sözleri işitme fiilini olumsuzlayarak, onların bu türden rahatsız edici seslerden münezzeh olacağını belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'sem'' kelimesinin hem duyma organıyla algılamayı hem de idrak etmeyi kapsadığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, cennet ehlinin sadece fiziksel olarak duymamakla kalmayıp, aynı zamanda bu türden sözlerin varlığından da haberdar olmayacakları anlamını taşır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'lağv' kelimesini 'faydasız ve batıl söz' olarak açıklar. Ayetteki 'lâğven' ifadesi, cennetteki ortamın her türlü boş ve anlamsız konuşmadan arınmış olduğunu, dolayısıyla cennet ehlinin huzurunu bozacak hiçbir şeyin bulunmadığını vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'lağv'ı 'boş ve faydasız söz' olarak yorumlar. Bu ayetteki kullanımı, cennetin, dünya hayatındaki gibi anlamsız ve yorucu konuşmalardan uzak, tamamen huzurlu bir mekan olduğunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'lağv' kavramını Kur'an'da 'boş, faydasız, anlamsız ve hatta zararlı söz veya eylem' olarak inceler. Nebe' 35'teki kullanımı, cennetin bu türden olumsuzluklardan tamamen arındırılmış, saf ve yüce bir ortam olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'kizb' kökünü 'gerçeğe aykırı söz söylemek' olarak tanımlar. 'Kizzâben' kelimesi, mübalağa ifade eden bir form olup, cennette hiçbir şekilde yalanın, iftiranın veya gerçeğe aykırı sözün bulunmayacağını, dolayısıyla cennet ehlinin tamamen güvenli bir ortamda olacağını belirtir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'kizb'i 'gerçeğin zıddı olan söz' olarak açıklar. Ayetteki 'kizzâben' ifadesi, cennetin, dünya hayatındaki yalan ve aldatmacalardan tamamen uzak, hakikatin ve doğruluğun hüküm sürdüğü bir mekan olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kizb'in Kur'an'daki kullanımını 'gerçeği çarpıtma, yalan söyleme' olarak inceler. Nebe' 35'teki 'kizzâben' kelimesi, cennetin, her türlü yalan ve aldatmacadan arınmış, mutlak bir güven ve doğruluk ortamı olduğunu semantik olarak pekiştirir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.