Żâlike-lyevmu-lhakk(u)(s) femen şâe-tteḣaże ilâ rabbihi meâbâ(n)
İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.
İşte bu hak gündür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.
Nebe' Suresi'nin 39. ayeti, kıyamet gününün kaçınılmazlığını ve bu güne hazırlık olarak Allah'a dönüşün önemini vurgular. Ayet, 'gerçek gün' ve 'dönüş yeri' kavramları üzerinden insanın sorumluluğunu ve ahiret bilincini pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'yevm' kelimesinin güneşin doğuşundan batışına kadar olan süreyi ifade ettiğini belirtir. Ancak Kur'an'da bazen mutlak zaman dilimlerini, bazen de belirli bir olayın vuku bulduğu zamanı, özellikle de kıyamet gününü ifade etmek için kullanıldığını vurgular. Bu ayetteki 'el-yevm' ifadesi, 'el-hakku' sıfatıyla birlikte kıyamet gününün kesinliğini ve önemini belirtir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'yevm' kavramının sadece takvimsel bir günü değil, aynı zamanda belirli bir dönemi veya önemli bir olayın yaşandığı zamanı ifade ettiğini belirtir. Özellikle 'Yevmü'd-dîn' (Din Günü) gibi kullanımlarda, bu kelimenin ahiret ve hesap günü anlamını kazandığını açıklar. Ayetteki 'el-yevmü'l-hakku' ifadesi, bu önemli ve kaçınılmaz hesap gününe işaret eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'hak' kelimesinin Kur'an'da çeşitli anlamlarda kullanıldığını belirtir; bunlardan biri de 'gerçekleşmesi kesin olan' anlamıdır. 'el-Yevmü'l-hakku' ifadesinde 'hak', kıyamet gününün vuku bulmasının kesinliğini ve şüphe götürmezliğini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'hak' kelimesinin 'sabit olan, değişmeyen, doğru olan' gibi anlamlara geldiğini açıklar. Allah'ın isimlerinden biri olarak da 'el-Hak' ismi, O'nun varlığının ve vaatlerinin kesinliğini ifade eder. Ayetteki 'el-yevmü'l-hakku' ifadesi, kıyamet gününün Allah'ın vaadi olarak kesinlikle gerçekleşeceğini ve bu gerçeğin sabit olduğunu belirtir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hak' kelimesinin Kur'an'da hem ontolojik bir gerçekliği hem de ahlaki bir doğruyu ifade ettiğini belirtir. 'el-Yevmü'l-hakku' terkibinde ise, kıyamet gününün varlığının ve gerçekleşmesinin mutlak bir gerçeklik olduğunu, bu konuda hiçbir şüpheye yer olmadığını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'şâe' fiilinin 'irade etmek, dilemek' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'femen şâe' ifadesi, Allah'ın insanlara verdiği irade özgürlüğünü ve ahiret için hazırlık yapma konusunda kendi tercihlerini kullanma yetkisini gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'meşîet' (dileme) kavramının Allah'a nispet edildiğinde O'nun mutlak iradesini, insana nispet edildiğinde ise cüzi iradesini ifade ettiğini açıklar. Ayetteki 'femen şâe', insanın kendi iradesiyle doğru yolu seçme ve Rabbine yönelme imkanına sahip olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ahz' kökünün 'bir şeyi almak, ele geçirmek' anlamlarına geldiğini belirtir. 'İttehaze' ise 'tefa'ul' babından gelerek 'bir şeyi kendine edinmek, benimsemek, kalıcı kılmak' anlamını taşır. Ayetteki 'ittehaze ilâ Rabbihî meâben' ifadesi, kişinin Rabbine giden bir yolu bilinçli olarak seçip benimsemesi ve bu yolda sebat etmesi gerektiğini vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ittehaze' fiilinin 'bir şeyi kendine mesken edinmek, bir şeyi kendine yol edinmek' gibi anlamlarda kullanıldığını açıklar. Bu ayette, kişinin Rabbine dönüş yolunu bir yaşam biçimi olarak benimsemesi ve bu yolda çaba göstermesi gerektiği kastedilir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'evb' kökünün 'geri dönmek' anlamında olduğunu ve 'meâb'ın ise 'dönüş yeri' veya 'dönülecek yer' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'ilâ Rabbihî meâben' ifadesi, insanın nihai dönüş yerinin Allah olduğunu ve bu dünyaya gönderiliş amacının O'na dönmek üzere bir hazırlık olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'evb' kelimesinin 'bir yere geri dönmek' anlamında kullanıldığını ve 'meâb'ın da bu dönüşün gerçekleştiği yer olduğunu açıklar. Kur'an'da 'meâb' genellikle Allah'a dönüşü, ahireti ve cenneti ifade eder. Bu ayette, kişinin dünya hayatında Rabbine yönelerek ahirette O'na döneceği güvenli bir yer edinmesi gerektiği kastedilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'meâb' kavramının Kur'an'da sadece fiziksel bir dönüşü değil, aynı zamanda manevi bir yönelişi ve nihai sığınma yerini ifade ettiğini belirtir. İnsanın dünya hayatındaki eylemleriyle ahiretteki 'meâb'ını şekillendirdiğini ve Allah'ın huzuruna dönüşün kaçınılmaz olduğunu vurgular. Bu ayette, Allah'a yönelmenin, ahiretteki güvenli dönüş yerini temin etmenin yolu olduğu anlatılır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.