İnnâ enżernâkum ‘ażâben karîben yevme yenzuru-lmer-u mâ kaddemet yedâhu ve yekûlu-lkâfiru yâ leytenî kuntu turâbâ(n)
Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.
Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım."
Nebe' Suresi'nin 40. ayeti, kıyamet gününün yakınlığını ve o gün insanların amelleriyle yüzleşmesini, özellikle de inkarcıların pişmanlığını vurgular. Ayet, 'uyarı', 'azap', 'yakınlık', 'bakmak', 'sunmak' ve 'inkarcı' gibi temel kavramlar üzerinden ahiret gününün dehşetini ve kaçınılmazlığını tasvir eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İnzâr (إنذار), korkutmakla birlikte, korkutulan şeye karşı bir tedbir alınması için verilen bilgidir. Ayetteki 'enzernâküm' ifadesi, Allah'ın insanları kıyamet gününün azabına karşı önceden bilgilendirerek onları bu azaptan korunmaya çağırdığını gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Enzernâküm, 'havvefnâküm' (sizi korkuttuk) anlamındadır. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın insanları kıyametin şiddetinden ve azabından haberdar ederek onları uyarmasıdır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Azap (عذاب), insanı tatlı ve hoş şeylerden alıkoyan, acı veren her şeydir. Ayetteki 'azâben karîben' ifadesi, kıyamet gününde inkarcıları bekleyen şiddetli ve kaçınılmaz cezayı ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Azap, bir şeyi engellemek, alıkoymak anlamına gelen 'azb' kökünden gelir. İnsanları rahatlıktan ve huzurdan alıkoyan, onlara eziyet veren şeydir. Ayetteki bağlamda, Allah'ın inkarcılara vereceği, onları dünya nimetlerinden ve ahiret saadetinden mahrum bırakacak olan cezayı ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kurb (قرب), bir şeyin diğerine yakın olmasıdır. 'Karîben' kelimesi, kıyametin ve azabın zaman olarak yakın olduğunu, her an gerçekleşebileceğini ve insanların onu uzak görmemesi gerektiğini vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'karîb' kavramı, sadece fiziksel yakınlığı değil, aynı zamanda kaçınılmazlığı ve kesinliği de ifade eder. 'Azâben karîben' ifadesi, kıyametin ve hesap gününün insanlık için ne kadar yakın ve kesin olduğunu, dolayısıyla ona hazırlanmanın gerekliliğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nazar (نظر), bir şeyi gözle idrak etmektir. Ayetteki 'yenzuru' ifadesi, kıyamet gününde her insanın kendi amellerini, yani 'ma kaddemet yedâhu' (elleriyle sunduğunu) açıkça göreceğini ve onlarla yüzleşeceğini belirtir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Nazar, sadece görmek değil, aynı zamanda tefekkür etmek ve bir şeyin sonucunu beklemek anlamlarını da içerir. Kıyamet gününde kişinin kendi amellerine bakması, onların sonuçlarını idrak etmesi ve onlarla hesaplaşması anlamına gelir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Takdîm (تقديم), bir şeyi öne geçirmek, önceden göndermektir. 'Ma kaddemet yedâhu' ifadesi, kişinin dünya hayatında kendi elleriyle, yani kendi iradesi ve çabasıyla yaptığı tüm iyi ve kötü amelleri ahirete gönderdiğini ve o gün onlarla karşılaşacağını ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Kaddemet, 'amel etti' anlamındadır. Ayetteki kullanımı, insanın dünya hayatında işlediği, ahiret için hazırladığı amelleri ifade eder. Bu ameller, kıyamet gününde kişinin karşısına çıkacak ve hesaba çekilecektir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Küfr (كفر), bir şeyi örtmek anlamına gelir. Şeriat dilinde ise, Allah'ın nimetlerini veya varlığını inkar etmek, gerçeği örtmektir. Ayetteki 'el-kâfiru' ifadesi, Allah'ın ayetlerini ve ahiret gününü inkar eden kişinin, o gün büyük bir pişmanlık yaşayacağını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'kâfir', sadece inanmayan değil, aynı zamanda Allah'ın lütfunu ve hakikati bilerek reddeden, nankörlük eden kişiyi ifade eder. Bu ayetteki 'kâfir'in pişmanlığı, dünya hayatında yaptığı inkarın ve nankörlüğün acı sonucunu görmesiyle ortaya çıkar.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.