Yekûlûne e-innâ lemerdûdûne fî-lhâfira(ti)
Şöyle derler: "Biz gerçekten gerisin geriye eski halimize mi döndürüleceğiz?"
Diyorlar ki: "Biz tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz?
Bu ayet, kıyamet ve yeniden diriliş inancına karşı çıkanların şaşkınlığını ve inkârını ifade etmektedir. Özellikle 'döndürülme' ve 'eski hal' kavramları, dirilişin imkansızlığına dair bir sorgulamayı yansıtır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Kavl (قول), bir düşünceyi veya anlamı ifade etmek için kullanılan kelime veya cümle demektir. Ayetteki 'yakûlûne' (يَقُولُونَ) ifadesi, inkârcıların yeniden diriliş hakkındaki şüphelerini ve alaycı tavırlarını dile getirmelerini ifade eder. Bu, sadece bir söz değil, aynı zamanda bir inançsızlığın dışavurumudur.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kavl (قول), bir şeyin mahiyetini açıklamak veya bir hükmü bildirmek için kullanılan lafızdır. Ayetteki kullanımı, dirilişin imkansızlığına dair bir soru formunda olsa da, aslında bir inkârı ve şaşkınlığı ifade eden bir beyandır. Bu, onların zihinlerindeki şüpheyi dışa vurma biçimidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Redd (ردّ), bir şeyi geldiği yere geri çevirmek veya bir durumu eski haline döndürmektir. Ayetteki 'lemerdûdûne' (لَمَرْدُودُونَ) ifadesi, öldükten sonra tekrar hayata döndürülme, yani diriliş anlamında kullanılmıştır. İnkârcılar, bu geri dönüşün imkansızlığını sorgulamaktadırlar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Redd (ردّ), mecazi olarak bir şeyin başlangıç noktasına geri dönmesi anlamına gelir. Ayetteki 'lemerdûdûne' (لَمَرْدُودُونَ) ifadesi, insanların öldükten sonra tekrar diriltilerek ilk yaratıldıkları hale veya dünyaya geri döndürülmeleri mecazını taşır. Bu, onların şaşkınlığını ve bu olayın akıllarına sığdıramadıklarını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'redd' (ردّ) kavramı, genellikle bir şeyin eski durumuna iade edilmesi veya bir hükmün geri çevrilmesi anlamında kullanılır. Bu ayetteki 'lemerdûdûne' (لَمَرْdûdûne) ifadesi, ölümden sonraki dirilişin, yani bedenin tekrar canlandırılıp eski haline döndürülmesinin imkansızlığına dair bir itirazı dile getirir. Bu, kıyamet inancına karşı çıkanların temel argümanlarından biridir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Hafire (حافرة), aslen 'kazılan yer' veya 'iz bırakılan yer' anlamına gelir. Ancak mecazi olarak, bir şeyin başlangıç noktasına, ilk haline veya eski durumuna dönmek anlamında kullanılır. Ayetteki 'el-hâfire' (ٱلْحَافِرَةِ) ifadesi, insanların öldükten sonra tekrar diriltilerek ilk yaratıldıkları hale veya dünyaya geri döndürülmeleri mecazını taşır. Bu, onların şaşkınlığını ve bu olayın akıllarına sığdıramadıklarını gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Hafire (حافرة), 'eski hal' veya 'ilk durum' demektir. Araplar, bir şeyin eski haline dönmesi için 'rade ila hafiratihi' (عاد إلى حافرته) derler. Ayetteki 'fî'l-hâfireti' (فِي ٱلْحَافِرَةِ) ifadesi, insanların öldükten sonra tekrar diriltilerek ilk yaratıldıkları hale veya dünyaya geri döndürülmeleri anlamındadır. Bu, inkârcıların dirilişi imkansız görme nedenidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Hafire (حافرة) kelimesi, Kur'an'da sadece bu ayette geçer ve 'eski hal', 'ilk durum' veya 'başlangıç' anlamlarına gelir. Dirilişin imkansızlığını savunanların, çürümüş bedenlerin tekrar eski canlı hallerine dönmesinin akıl dışı olduğunu ifade etmek için kullandıkları bir ifadedir. Bu, onların kıyamet inancına karşı olan temel itirazlarını yansıtır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.