İçeriğe atla
Nâziât 16Cüz 30 · Sayfa 583

Nâziât Sûresi 16. Âyet

النازعات

Sohbete sor

İż nâdâhu rabbuhu bilvâdi-lmukaddesi tuvâ(n)

Hani, Rabbi ona mukaddes Tuva vadisinde şöyle seslenmişti:

Nâziât Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Âyet-i kerime Rububiyet mertebesi âyetlerindendir.


“İki defa kutsanmış vadi” olarak “tı” ve “vâ” harflerine atıfla, hem nefs-i emmâre’nin (kötülüğü emreden nefsin) sökülüp atılması (tecrid) hem de nefs-i mutmainne’nin huzuruna (cem’) yükselmesi gibi iki katmanlı bir arınmayı ifade eder.

Zahirî bir mekân değil, “ru’yet” (hakikati görme) makamıdır. Nitekim “Tuva vadisindesin” hitabı, “Burada hakikatin görülmesi mümkündür” anlamını taşır. (Ama henüz bu makamda “Len Terani” sen beni göremezsin hükmü geçerlidir.)

Ârifin kalbinin, mâsivâdan arındığı ve ilâhî nûra mazhar olduğu “manevî Tûr” un sembolüdür. Tıpkı Hz. Mûsâ’nın ayakkabılarını çıkarması gibi, sâlik de “Tuva”ya (bu makama) ulaşabilmek için dünyevî bağlarından (maddî kaygılar, makam sevgisi, gaflet perdeleri) sıyrılmalıdır.

“Tuva” nefs-i mutmainne (tatmin olmuş, huzur bulan nefs) makamına işaret eder. Nitekim Hz. Mûsâ’nın bu vadide ayakkabılarını çıkarması, nefs-i emmâre’nin tüm bağlarından (hevâ, enâniyet, kibir) sıyrılarak Hakk’ın huzuruna çıplak bir kul olarak durmasıdır.


Zâhiren Tûr dağının yanında bir yer olan Tuvâ vâdisi, bâtınen kendi varlığımızı saflaştırıp, arındırmış olduğumuz yaşam düzeyinde bir yerin ifâdesidir. (T) tövbe mânâsına, (V) ise ilâhî varidat mânâsına olup yani “tövbe etmiş temizlenmiş ve temizlenmiş olarak beşerîyetinden sıyrılıp ilâhî varlığı ile tahakkuk etmiş” kişinin yaşadığı hâldir ve “Tuvâ” sözlük mânâsı olarak dahi övülmüş demektir. Vâdi zâhiren dahi sulak, hoş, rahat, verimli bir yerdir yani o kişi öyle bir hale gelmiştir ki rahatlayıp huzur bularak belirli bir yaşam düzeyine erişmiştir. Kalbindeki soruları çözmüş ve belirli bir yere kadar mutmainlik bulmuştur.

Bâzı zâhiri tefsirlerde yazan, “Mûsâ (a.s.)’ın nâlınları eşek derisinden yapılmış olduğu için kokuyordu bu nedenle Cenâb-ı Hakk (c.c) o nâlınlarla oraya girmesini yasakladı” şeklinde açıklamayı dahi bâtına çevirdiğimizde “eşek” hükmünde olan nefsâniyetten ma’mul bir ayakkabıyla tâbî ki Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın huzuruna girilmez.[31] “ İz- -T-B- ”