İżheb ilâ fir'avne innehu taġâ
"Haydi Firavun'a git! Çünkü o azmıştır."
"Haydi, demişti, git Firavun'a, çünkü o çok azdı."
Bu ayet, Hz. Musa'ya Firavun'a gitmesi ve onun azgınlığını bildirmesi emrini içermektedir. Temel kavramlar, gitme eylemi ve Firavun'un 'azgınlık' vasfı üzerine odaklanmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zehebe' (ذَهَبَ) fiilinin asıl anlamının bir yerden başka bir yere intikal etmek olduğunu belirtir. Ayetteki 'İzheb' emri, Hz. Musa'nın fiziksel olarak Firavun'un yanına gitmesini, ona tebliğde bulunmak üzere hareket etmesini ifade eder. Bu, sadece bir yönelme değil, aynı zamanda bir görevi ifa etmek üzere yola çıkma anlamını taşır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'zehebe' fiilinin Kur'an'da bazen mecazi anlamlar taşıyabileceğini belirtse de, bu ayetteki 'İzheb' emrinin doğrudan ve hakiki anlamda bir hareket ve yönelme olduğunu vurgular. Firavun'a doğru fiziksel bir gidişi ifade eder ki bu, tebliğin başlangıcıdır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, Firavun'un Mısır krallarının genel adı olduğunu ve Kur'an'da zikredilen Firavun'un, Hz. Musa'ya karşı çıkan, kibirli ve azgın hükümdar olduğunu belirtir. Ayetteki 'Firavun'a git' ifadesi, bu belirli şahsın şahsında, onun temsil ettiği zulüm ve küfür sistemine yönelmeyi ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Firavun'un Kur'an'daki 'kibir' (tekebbür) ve 'azgınlık' (tuğyan) kavramlarının somut bir temsilcisi olduğunu analiz eder. Ayetteki Firavun, sadece bir isim değil, aynı zamanda Allah'a karşı gelmenin ve insanlara zulmetmenin sembolüdür. Bu bağlamda, ona gitmek, bu sembolik kötülükle yüzleşmek anlamına gelir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tuğyan' (طُغْيَان) kelimesinin asıl anlamının 'sınırı aşmak' olduğunu belirtir. Suyun taşması gibi, Firavun da haddini aşmış, Allah'a karşı isyan etmiş ve kulluk sınırlarını çiğnemiştir. Ayetteki 'innehu tağa' ifadesi, Firavun'un bu azgınlığının kesin ve yerleşik bir vasıf olduğunu vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'tağa' fiilinin, Firavun'un sadece günah işlemekle kalmayıp, aynı zamanda ilahlık iddia etme ve insanlara zulmetme noktasında aşırıya gittiğini ifade ettiğini açıklar. Bu, onun Allah'ın koyduğu tüm sınırları çiğnediği ve bu durumun tebliğin temel gerekçelerinden biri olduğu anlamına gelir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'tuğyan' kavramını Kur'an'ın temel ahlaki kavramlarından biri olarak inceler ve bunun Allah'ın belirlediği sınırları aşma, kibir ve isyanla eş anlamlı olduğunu belirtir. Firavun'un 'tağa' olması, onun ilahi düzene karşı gelmesi, kendini tanrılaştırması ve bu yolla insanlara zulmetmesi anlamına gelir. Bu, Hz. Musa'nın tebliğinin merkezinde yer alan bir durumdur.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.