Ve-nnâşitâti neştâ(n)
Andolsun (mü'minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara,
Usulcacık çekenlere,
Nâziât Suresi'nin ikinci ayeti, 'kolaylıkla alanlar' anlamına gelen 'en-Nâşitât' kelimesiyle, ruhların bedenlerden kolayca çekilip alınmasını tasvir etmektedir. Bu kelime, 'neşt' kökünden türeyerek, bir şeyin bağından çözülmesi veya kolayca çıkarılması anlamlarını taşır ve ayetteki yemin bağlamında bu eylemin akıcılığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'neşt' kelimesinin asıl anlamının, bir şeyin bağından çözülmesi veya bir yerden diğerine kolayca geçmesi olduğunu belirtir. Ayetteki 'en-Nâşitât' ise, ruhları bedenlerden kolaylıkla, sanki bir bağdan çözülürcesine çeken melekleri ifade eder. Bu, çekme eyleminin zorluktan uzak, akıcı bir şekilde gerçekleştiğini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'en-Nâşitât'ı, 'kolaylıkla çekenler' olarak açıklar. Bu ifade, ruhların bedenlerden kolayca ve nazikçe alındığını, sanki bir kuyuya salınan kovanın kolayca çekilmesi gibi bir eylemi çağrıştırdığını belirtir. Ayetteki kullanımı, bu eylemin yumuşaklığını ve pürüzsüzlüğünü mecazi olarak anlatır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'en-Nâşitât' kelimesinin 'neşt' kökünden geldiğini ve 'kolaylıkla çekip çıkarmak' anlamını taşıdığını ifade eder. Ayetteki bağlamda, ruhları bedenlerden zorlanmadan, sanki bir düğüm çözülürcesine alan melekleri kastettiğini belirtir. Bu, ölüm anındaki ruh çekme işleminin bir yönünü, yani kolaylık ve akıcılık boyutunu vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'neşt' masdarının, fiilin anlamını pekiştirmek için geldiğini belirtir. 'En-Nâşitât' kelimesiyle birlikte kullanıldığında, çekme eyleminin sadece gerçekleştiğini değil, aynı zamanda kolaylıkla ve tam bir akıcılıkla yapıldığını vurgular. Bu, ruhların bedenlerden alınışındaki pürüzsüzlüğü ve zorluktan uzaklığı ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'neşt' kelimesinin, bir şeyin bağından çözülmesi veya bir yerden diğerine kolayca geçirilmesi anlamlarını taşıdığını ve bu masdarın, fiilin gerçekleşme biçimini nitelediğini belirtir. Ayetteki 'neştân' kullanımı, meleklerin ruhları çekerken gösterdikleri kolaylık ve akıcılığın bir teyidi olarak işlev görür.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, Kur'an'daki masdar kullanımlarının genellikle fiilin anlamını güçlendirme ve vurgulama işlevi gördüğünü belirtir. 'Neşten' masdarı da, 'en-Nâşitât'ın gerçekleştirdiği çekme eyleminin kolaylık ve akıcılık niteliğini pekiştirerek, bu eylemin sıradan bir çekme değil, özel bir kolaylıkla gerçekleşen bir çekme olduğunu vurgular.
Nâziât Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Birinci âyette yemin edilen “şiddetle söküp çıkaranlar” dan (nâziât) sonra, bu âyette “yumuşaklıkla ruh alanlar” a (nâşitât) yemin edilmektedir.
Sözlük anlamı: Su kuyusundan kovayı rahatça, kolayca ve incitmeden çekip almak anlamına gelir. “Neşt” kökü, “tıpkı yağdan kıl çeker gibi” kolayca ayırmayı ifade eder.
Tefsirlerde: Çoğunluğa göre, ruhu kabzeden meleklerin müminin ruhunu zorluk çıkarmadan, yumuşaklıkla ve incitmeden alışı tasvir edilir. Kâfirin ruhu “şiddetle sökülür” (nâziât), müminin ruhu ise “usulcacık çekilir” (nâşitât).
“Nâşitât” , kaba ve sert olanı değil; hilim, yumuşaklık, intizam ve incelik gerektiren ilâhî tecellileri temsil eder. Bu yönüyle âyet, sûfinin “çilesini, mücâhedesini ve sabrını bitirerek kolaylığa, huzura ve yakîn mertebesine ermesini” sembolize eder.
Dünyada iken sabırla, usulca, bağırarak değil yumuşaklıkla nefsini terbiye eden, tecdîd-i halk bilinciyle her ânını Hakka göre yaşayan kişi, âhirette “nâşitât” melekleri tarafından (yani kendi güzel amellerinin somutlaşmış suretleri tarafından) kolaylıkla ve incitilmeden Hakka kavuşturulacaktır.
İnsan-ı kâmil (kâmil insan), bu “nâşitât” makamına dünyada iken ulaşmış kişidir. Onun için ölüm, bir “teşrif” ve “sevinç” vesilesidir; zira o, nefsânî benliğinden kurtuluşun hafifliğini çoktan tatmıştır. Bu yönüyle âyet, şu mesajı verir:
“Nefsini terbiye edip yumuşattıkça, Hakka kavuşman da o kadar kolay ve usulca olacaktır. Tıpkı terayağından kıl çekmek gibi…”[9]
Eğer Hakk talipli kişi hurda-i tarik (yol kesici) denilen bir kişi ile yolu kesişirse eğitimi sonucu onu bir yere ulaştıramadığı gibi nefsi emmaresini daha da güçlendirir. Ve eğitim alacak yerde kendisini yoldan çıkarır ve hayal ve vehimini arttırır. Kişi böyle bir yerin müntesibi olacağına kendi başına olması ve şeriat üzerre halini devam ettirmesi daha uygun olur.
Eğer seyr-i sülük için doğru bir irfan ehli rehberin eğitimine girilirse ve söylediklerini harfiyen yerine getirip, riyazat, zikir, nefis terbiyesi ve tefekkür çalışmaları ile nefsi emmare içinde bulunduğu nefsin, bedenin ve bu dünyanın karanlığından fark ettirilmeden, terayağından kıl çeker gibi usulce çıkarılır. Ve nefis bu eğitim sonucunda gideceği mertebe ve makamları anlayınca kişiye yardımcı olur. (M.D.)
(79/2) - Ven nâşitâti neştâ.
Diyanet Meali:
(79/2) - Andolsun (mü'minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara,
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
(79/2) - Ve usulcacık çekenlere
Ömer Nasuhi Bilmen Meali:
(79/2) - (1/2) Andolsun (ruhları) şiddetle çekip çıkaranlara. Ve kolaylıkla çıkarıp alanlara.
Hakkın istediği gibi yaşayıp terbiye görmüş nefisler ölüm halinde iken ölümü güzel tadacaklar isyan ehli olanlar ise ölümü çok kötü tadacaklardır. Ölüm yok olunacak bir şey değil tadılacak birşeydir. Allahımız muhafaza eylesin. “İz- -T-B- ”