Fehaşera fenâdâ
Hemen (adamlarını) topladı ve onlara seslendi:
Derken adamlarını topladı da bağırdı:
Nâziât Suresi 23. ayet, Firavun'un kibir ve isyanını vurgulayan iki temel fiil üzerinden, onun toplumu üzerindeki otoritesini ve ilahi çağrıya karşı duruşunu dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır. Ayet, Firavun'un gücünü ve bu gücü kullanarak yaptığı çağrıyı tasvir eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): H-ş-r kökü, bir topluluğu bir araya getirmek, toplamak anlamına gelir. Ayetteki 'fehaşera' ifadesi, Firavun'un kendi gücünü ve otoritesini göstermek amacıyla, insanları belirli bir amaç için bir araya getirmesini, yani ordusunu veya halkını toplamasını anlatır. Bu toplama eylemi, genellikle bir tehdit veya meydan okuma bağlamında kullanılır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): H-ş-r, bir şeyi bir yerden başka bir yere sevk etmek, toplamak demektir. Firavun'un 'fehaşera' fiiliyle, kendi askerlerini veya destekçilerini bir araya getirdiği, onları belirli bir eylem için hazırladığı anlaşılır. Bu, onun gücünü ve emrindeki kalabalığı ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): H-ş-r kavramı, Kur'an'da genellikle kıyamet günü insanların toplanması bağlamında kullanılsa da, bu ayette Firavun'un dünyevi gücünü ve insanları kendi iradesi doğrultusunda bir araya getirme yeteneğini gösterir. Firavun, bu eylemle kendi tanrılık iddiasını pekiştirmek ve Musa'ya karşı bir cephe oluşturmak istemiştir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): N-d-y kökü, yüksek sesle çağırmak, seslenmek anlamına gelir. 'Fenâdâ' ifadesi, Firavun'un topladığı kalabalığa hitaben, kendi iddialarını veya emirlerini açıkça ilan etmesini anlatır. Bu, onun otoritesini ve halkına karşı doğrudan bir iletişim kurma biçimini gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): N-d-y, bir kişiye veya topluluğa seslenmek, çağırmak demektir. Ayetteki 'fenâdâ', Firavun'un topladığı insanlara yönelik bir hitapta bulunduğunu, muhtemelen kendi tanrılık iddiasını veya Musa'ya karşı olan tutumunu ilan ettiğini gösterir. Bu, onun gücünü ve meydan okuyuşunu pekiştiren bir eylemdir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): N-d-y fiili, Kur'an'da genellikle bir çağrı, bir davet veya bir ilan anlamında kullanılır. Firavun'un 'fenâdâ' eylemi, onun kendi halkına yönelik bir propaganda veya emir niteliğindedir. Bu çağrı, onun ilahi otoriteye karşı kendi otoritesini ilan etme çabasının bir parçasıdır.
Nâziât Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Nefs-i emmârenin bütün hayal ve vehim güçlerini toplayarak bağırdı. Onlara-akıl ve fikre üstün gelin, dedi. (M.D.)
Bunun üzerine adamlarını topladı önce sihirbazları toplayıp mağlup olduktan sonra Şuarâ sûresinde "Firavun şehirlere asker toplayıcılar gönderdi."(Şuara, 26/53) âyetiyle açıklandığı üzere şehirlere asker sevki için memurlar, asker toplayıcılar göndererek ordusunu ve adamlarını topladı.[36]
فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِي الْمَدَائِنِ حَاشِرِينَ {الشعراء/53}
(26/53) “Feersele fir’avnu fî-lmedâ-ini hâşirîn(e)”
(26/53) Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.
Bu âyet Mûsâ (a.s.) a vahiy gelip kavmi ile kızıldenize yolculuğa çıkmaya hazırlandığı vakit, Firavunun hali ve durumunu bildirmektedir. Mertebe itibari ile Esmâ mertebesidir. Beden mülkünün o anki sahipi konumunda ve dalalet üzere olan nefsi emmâre Firavunu yine kuvvetlerini beden mülkünün şehirlerine gönderek yandaş kuvvetlerini, Hadi üzere olan Mûseviyet mertebesi ve bağlı kavmini takip için asker toplamaya gönderiyor.
Bir başka bakımdan kelimeleri incelersek;
Fe, artık, böylece, bunun üzerine, faaliyete geçiş bildirmektedir.
Ersele Fir’avnü, Firavun gönderdi. Kelimelere dikkatle baktığımız zaman “İrsâl-Resül” ve “Fir-Avn”ı görmemiz zor olmayacaktır. “Fenâ-Fir-Resül” yani Resülde fani olma mertebesini görüyoruz. Firavun daha Kızıldenize gitmeden Şuara sûresi 52. Âyette gelen vahiy ile beraber. 53 âyette boğullamasının yani Mûsâ (a.s.) da fani olmasının da bu âyette saklanmış olduğu anlaşılıyor.
Fil medaini haşirîn, şehirlere toplayıcılar, medaine şehir demektir. Medine’de kent şehir demektir. Hakîkat-i Muhammed-i ve sıfât mertebesi ifadesidir. Fenâ Fil Medain, yani şehirlerde fâni olma yani beden mülkünde fani olmuş, ölü hükmünde ki nefsi emmâre askerleri ve “avn” yardımcıları toplanmış oldu. Anlaşıldığı üzere zaten kızıldenizden önce bu asker ve yardımcılar nefsi emmârenin kızıllığı olan kızğınlık denizinde manen ölü hükmündeydiler.
Âyetin 53 şifre sayısı ile bizlere verdiği, ma’nâyı mûseviîyette Efendi Babam’dan gelen himmet ile önce Fenâfirresül mertebesinden, nefsi emmâre Fir’avnunun hayâl ve vehmi ortadan kaldırılmak üzere gece, yani dervişlik çalışmaları ile yola çıkılmakta, daha ileride ki safhalarda Medain, Medine, Medine hükümleri ile bu işin hakikat yönü idrâk edilerek nefis Fir’avunu arkada bırakılmaktadır.
Burada sayısal olarak dikkat çeken bir hususiyet vardır. Sûre sayısı ve âyet sayısal toplamı 26+53= 79 dur. 79 sayısı altın elementinin numarasıdır. (Nâzi’ât sûresinin de sayısal değeri 79 olmasıda bu âyet ile arasında sayısal bir bağlantı olduğuda görülmektedir)
Fir’avn bu askerleri toplamak için altın yani dünya maddiyatı, metası kullanmaktadır. Mala, eşyaya, paraya tapanların her bir Fir’avnın nesfâni askerleri olmaktadırlar. (M.D.) [37] “ İz- -T-B- ”