Aḣrace minhâ mâehâ vemer'âhâ
Ondan suyunu ve merasını çıkardı.
Nâziât Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Nasıl yeryüzünden sular kaynar çıkarsa beden toprağından “hikmet” yani ilm-i ledün kaynağı ile ilahi marifet suyu ve fikirleri meydana getirdi. (M.D.)
Nasıl ki toprak su ile hayat bulup yeşeriyorsa, insanın kalbi de marifet ve ilâhî aşk ile dirilir, manevî tekâmülü başlar. Bu bağlamda âyetteki “yeryüzünden su çıkarılması”, sâlikin (manevî yolcunun) nefsinin toprağında ilâhî mârifetin kaynaması ve kalbini diriltmesi olarak anlaşılabilir.
“Otlak” (mer‘â) ise, bu ilâhî mârifetin meyveleri olan salih amelleri, güzel ahlakı ve manevî hasletleri temsil eder. Tıpkı yeryüzünün su ile yeşerip hayvanlara otlak oluşturması gibi, nefsin de marifet suyu ile sulandığında, üzerinde sabır, şükür, ihlas, cömertlik gibi “yeşil” ve “güzel” ahlakın bitmesi sağlanır.
İnsanın nefsânî varlığının, arzularının ve ham duygularının “toprağı” dır. Bu toprak, ilâhî feyiz (su) ile sulandığında ve güzel ahlak (otlak) ile donatıldığında, kişi manevî olarak yükselir.
İnsan-ı kâmil, bu “su” ve “otlak” ile donatılmış olan ve bunları başkalarına da aktarabilen kimsedir. Onun kalbi, mârifet suyu ile dolup taşar, ahlakı da güzel hasletlerle bezenmiştir.[46]