İçeriğe atla
Nâziât 36Cüz 30 · Sayfa 584

Nâziât Sûresi 36. Âyet

النازعات

Sohbete sor

Ve burrizeti-lcahîmu limen yerâ

Cehennem, görenler için apaçık bir şekilde gösterilir.

Nâziât Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Görene köre ne? Demişlerdir. Asıl “görenler”Nefs-i emmâre’nin perdelerini aşıp ilâhî tecellilere mazhar olmuş kâmil insanlardır.  (M.D.)

(7/46) (Ve beynehumâ hicâbun ve alel a'râfi ricâlun ya'rifûne kullen bi sîmâhum ve nâdev ashâbel cenneti en selâmun aleykum lem yedhulûhâ ve hum yatmeûn.)

(7/46) “Cennetliklerle cehennemlikler arasında bir perde vardır. A'raf üzerinde de, her iki taraftakileri simâlarından tanıyan kişiler vardır. Bunlar cennetliklere: "selâm olsun size" diye seslenirler. Bunlar henüz cennete girmemiş, fakat girmeyi arzu eden kimselerdir.”

Bu âyette belirtilen hakîkati kendi varlığımızda düşünmeye çalışırsak cennet ve cehennem o kadar yakın ki bizim kendi içimizde, Hakk’ın emirlerini, tavsiyelerini yerine getirdiğimiz zaman cennet tarafına, âsi olup beşeriyetimizden kaynaklanan şekilde hayâtımızı sürdürmeye başladığımız zaman cehennem tarafına yönelmiş oluyoruz. Behlûl Dânâ’nın “duvar eğri olduğu tarafa yıkıldı” dediği gibi, demek ki neticede insân yaşantısında nereye meyil ederse o yöne yıkılacaktır.

A’raf’ın madde yönünden yüksek bir tepe değilde düşüncede yüksek bir yer olduğunu düşünelim. Sevapları yok çünkü kendi varlıkları yok, irfân ehli olarak kendi varlıklarını izâle etmişlerdir, aynı şekilde günahları da yok. Fakat irfâniyetleri olduğundan kendi varlıkları yerine âriflikleri kalmıştır. Ricâl ise er kişi demektir yâni görünüşü hanım olmakla beraber bu hüküm içine girenler de vardır yâni ricâl kelimesi hem erkekleri hem hanımları kapsamına almaktadır.

Sîmalarından tanırlar derken, cennet ehli olanların bütün çeşitlerini, cehennem ehli olanların da bütün çeşitlerini tanırlar demektir. Kendileri mertebe olarak bütün mertebeleri bildiklerinden cennet ve cehennem ehlinin hangi mertebede olduklarını bilir ve tanırlar.

Selâm işte İslâmiyetin kaynağı olan Selâm esmâsından gelmektedir. Selâm’ın aslı da yukarıdan gelenin aşağıda bulunana Selâm tavsiyesidir ve bu durumda hem Selâm’dan hem de A’raf ehlinin yüksekte bir yerde olmasından cennet ehlinin üzerinde bir yerde olduğu anlaşılıyor. Onların istedikleri cennet zât cennetidir.

(7/47) (Ve izâ surifet ebsârûhum tilkâe ashâbin nâri kâlû rabbenâ lâ tec'alnâ mealkavmiz zâlimîn.)

(7/47) “Gözleri cehennemlikler tarafına çevrilince de: "Rabbimiz! Bizi zâlim toplulukla beraber eyleme!" derler.”

Cehennem ve ateş’in ehli olanlar ayrı bir yerde toplanacaklardır. Onların halleri orada cennet tarafında olanlardan çok başka olacaktır, bulundukları halleri ve görüntüleri çok sıkıntılı ve pişmanlıklar üzedir. A’raf ehli onlar tarafına basiretle bakıp, bizi bunlarla beraber eyleme derler. Çünkü kendileri hakkında daha henüz karar verilmemiştir. Eğer onlarla birlikte olma kararı verilmiş olsa bile, bu kararada razı olurlar çünkü gerçek “râziye” mertebesini idrak ve kabul etmişler, Rabb’larının kararı olan her şeye daha baştan rıza göstermişlerdir.[48]