Ve âśera-lhayâte-ddunyâ
(37-39) Kim azgınlık eder ve dünya hayatını tercih ederse, şüphesiz, cehennem onun sığınağıdır.
Ve dünya hayatını tercih etmişse,
Bu ayet, dünya hayatını ahirete tercih etme eylemini ve bunun sonucunu dilbilimsel olarak ele almaktadır. Özellikle 'îsâr' (tercih etme) fiili ve 'dünya' kelimesinin semantik derinliği, ayetin mesajını güçlendirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'esere' fiilinin 'bir şeyi diğerine tercih etmek, öne geçirmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'âsere' formu, kişinin dünya hayatını ahiret hayatına tercih etmesi, onu diğerine üstün tutması eylemini ifade eder. Bu tercih, bilinçli bir yönelimi ve önceliklendirmeyi gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'îsâr' kelimesinin 'tercih etmek, seçmek' anlamında kullanıldığını ve ayetteki bağlamda dünya hayatının ahirete tercih edilmesi durumunu mecazi olarak ifade ettiğini belirtir. Bu, dünya nimetlerine aşırı düşkünlüğü ve ahireti göz ardı etmeyi vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'îsâr' kavramının Kur'an'da genellikle olumlu bir anlam taşıdığını (başkalarını kendine tercih etme) ancak bu ayetteki gibi 'dünya hayatını tercih etme' bağlamında olumsuz bir anlam kazandığını belirtir. Burada 'îsâr', yanlış bir önceliklendirme ve değerler hiyerarşisi oluşturma eylemini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hayât' kelimesinin 'canlılık, varoluş' anlamında kullanıldığını ve Kur'an'da hem dünyevi hem de uhrevi yaşamı ifade ettiğini belirtir. Bu ayette 'el-hayâtü'd-dünyâ' terkibiyle birlikte kullanılarak, geçici olan dünya yaşamına işaret eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'hayât'ı 'canlılık vasfı' olarak tanımlar ve bunun hem cismani hem de ruhani olabileceğini belirtir. Ayetteki 'el-hayât' kelimesi, 'dünya' kelimesiyle nitelenerek, insanın içinde bulunduğu maddi ve geçici yaşamı ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hayât' kelimesinin Kur'an'da geniş bir semantik alana sahip olduğunu ve bu ayetteki kullanımının, insanın dünya üzerindeki varoluşunu, geçici ve fani yönünü vurguladığını belirtir. 'Dünya' ile birlikte kullanılması, bu yaşamın sınırlı ve aldatıcı yönünü öne çıkarır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'dünya' kelimesinin 'ednâ' (en yakın, en alçak) kökünden geldiğini ve ahirete nispetle daha yakın ve daha değersiz olan bu hayatı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'el-hayâtü'd-dünyâ' terkibi, geçici ve aldatıcı olan dünya yaşamını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'dünya' kelimesinin 'denâvet' (yakınlık, alçaklık) kökünden türediğini ve ahirete göre daha yakın ve daha aşağı mertebede olan bu yaşamı ifade ettiğini açıklar. Ayetteki kullanımı, dünya hayatının geçiciliğini ve ahirete tercih edilmemesi gerektiğini ima eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'dünya' kavramının Kur'an'da genellikle olumsuz bir çağrışıma sahip olduğunu, ahiretin zıddı olarak geçici, aldatıcı ve değersiz olanı temsil ettiğini belirtir. Bu ayette 'hayât' ile birlikte kullanılarak, insanın ahireti unutup sadece bu geçici hayata odaklanmasının eleştirildiğini gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.