İçeriğe atla
Nâziât 4Cüz 30 · Sayfa 583

Nâziât Sûresi 4. Âyet

النازعات

Sohbete sor

Fe-ssâbikâti sebkâ(n)

Derken, öne geçenlere,

Nâziât Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Sâbihât, Nefsin ağırlığından kurtularak “seyr u sülûk”ta ilerlemesi,

Sâbikât, Nefs-in hayırlarda yarışması,

Sâbikât (yarışıp geçenler) – birbirleriyle yarışarak emri yerine getiren melekler,

Hayırlarda yarışır: Artık nefsânî arzuların (hevâ) peşinde değil, ilâhî rızanın peşinde koşar.

Yarışıp geçen konumundadır: Nefsin bu hali, tıpkı cennete götürülen mümin gibi, ebedî kurtuluşa “önden” ve “yarışarak” ulaşır.

Dünyada iken hayırlarda yarışan, nefsini terbiye eden kişi, âhirette bu yarışının karşılığını “sâbikât” meleklerinin (yani kendi güzel amellerinin somutlaşmış suretleri) tarafından âdeta “yarıştırılarak” cennete götürülmesiyle ödüllendirilecektir.

Tıpkı bir atletin koşuyu kazanması gibi, müminin ruhu da bu “yarışı” kazanmış ve “önde giden” (sâbık) konumuna ulaşmıştır.

Ölüm bir “yarış” değil, “zafer”dir: O, nefsânî benliğini çoktan aşmış, ebedî hayata “önden” kavuşmuştur.

“Sâbikât”, onun manevî derecesinin bir göstergesidir: O, hayırlarda önde giden, salih amellerde yarışan ve bu yarışı kazanan kâmil insandır.

Nusret Tura (r.a.) Kadir gecesi Münacat’ının bir bölümünde özet olarak şöyle demektedir.

Nusret kulun cennet kapısında da değildir. Zatının deryasında yüzmek istiyorum. Senin aşk ateşinle yanmak istiyorum. Pervanenin en son çare olarak kendisini ateşe atması gibi yanmak isliyorum. Çok şükürler olsun sana; yanıyorum da, beni hiç bir âlem tatmin edemez oldu. Bende ibadet takati da kalmaz oldu; çünkü zatının ismi, isimlerin en güzeli ve en derin ma’nâlısı; “ALLAH” diye seni aradığım zaman gönlümden doğan bir nur parmaklarımın ucuna kadar yayılıyor. Topraktan olan varlığımı nur kaplıyor. Bütün hislerim, kuvvetlerim, ihtiraslarım, iptilalarım eriyor, yok oluyor.

ALLAH ALLAH ben nerede idim? Büyük bir kalabalık ellerini açmışlar ağlıyorlardı. Onlara islediklerini verdim, sevindiler. Gittiler, evet onlar gittiler, ben yine onlarla kaldım. Evet, ben onun elbisesi oldum, evet o benim içimden doğru kaynadı. Beni eritti, evet evet, bayıldım veya tam diri oldum hayatın da ta kendisi, lütuf ve keremin ta kendisi, isimleri sıfatları Zatın’ın deryasında gaip oldum.

Cehennem yakmaz oldu. Cennet de gözümden silindi. Evet, evet, ahir zaman velisi evet son velilerden hayır bir kaç tane daha var. Sözlerimi melek İsrafilin Sur’u gibi ve isa peygamberin sözleri gibi diriltici, hem de ölüleri diriltici sözler. Taşlara topraklara hayat veren sözler. “Biz de sizdeniz” diyorlar.

Evet, inbisat (genişleme hali) katreye verilirse, “deryayım” der. Evet, inbisat (genişleme hali) zerreye verilirse “güneşim” der.