Yes-elûneke ‘ani-ssâ'ati eyyâne mursâhâ
Sana, kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar.
Sana o kıyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye.
Nâziât Suresi 42. ayet, kıyametin zamanına dair bir soruyu ele almaktadır. Ayet, 'saat' kavramının belirsizliğini ve 'demirleme' metaforuyla kıyametin kesin vaktinin yalnızca Allah katında olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'سأل' (se'ele) fiilini, bir şeyin bilgisini veya bir ihtiyacın giderilmesini talep etmek olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, muhatapların kıyametin vaktine dair bilgi edinme arayışını ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'سؤال' (su'âl) kelimesinin hem bilgi edinme hem de bir şey isteme anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yes'elûneke' ifadesi, Hz. Peygamber'den kıyametin ne zaman kopacağına dair kesin bir bilgi talep etme eylemini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'الساعة' (es-sâ'ah) kelimesinin Kur'an'da genellikle kıyamet günü için kullanıldığını, bu ismin ani ve şaşırtıcı bir şekilde gelmesinden dolayı verildiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, insanların merak ettiği o büyük olayı ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'الساعة' kelimesinin hem kısa bir zaman dilimini hem de özellikle kıyamet gününü ifade ettiğini açıklar. Kur'an'da bu kelimenin kıyamet için kullanılması, onun aniden ve beklenmedik bir anda gerçekleşeceğine işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'es-Sâ'a' kavramının Kur'an'da 'Kıyamet Günü'nün eşanlamlısı olarak kullanıldığını ve bu kavramın, dünyanın sonu ve ilahi yargılamanın başlangıcı olarak merkezi bir rol oynadığını belirtir. Ayetteki bağlamda, bu kavramın belirsizliği ve Allah'a ait bilgisi vurgulanır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'أيان' (eyyâne) kelimesinin zaman sormak için kullanılan bir edat olduğunu ve 'متى' (metâ) ile eş anlamlı olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, kıyametin vaktine dair kesin bir bilgi talebini ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'أيان' kelimesinin gelecekteki bir zamanı sormak için kullanıldığını ve genellikle büyük ve önemli olayların zamanını sorgulamak için tercih edildiğini açıklar. Bu ayette kıyametin büyüklüğüne ve belirsizliğine vurgu yapar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'مرسى' (mursâ) kelimesinin geminin demirlediği yer veya demirleme eylemi anlamına geldiğini ve burada kıyametin gelip çatması, sabitlenmesi metaforuyla kullanıldığını belirtir. Bu, kıyametin kesin ve kaçınılmaz bir şekilde gerçekleşeceğini ancak vaktinin bilinmediğini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'رسو' (resâ) kökünden türeyen 'مرسى' kelimesinin bir şeyin sabitlenmesi, durması anlamına geldiğini ve ayette kıyametin vaktinin kesinleşmesi, gelip çatması anlamında kullanıldığını açıklar. Bu, kıyametin vaktinin Allah katında sabit ve belirli olduğunu, ancak insanlar için gizli tutulduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'مرسى' kelimesinin Kur'an'da gemilerin demirlemesi gibi bir olayın kesinleşmesi ve vaktinin gelmesi anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'mursâhâ' ifadesi, kıyametin vaktinin tıpkı bir geminin limana demirlemesi gibi kesinleştiği, ancak bu kesinleşmenin zamanının insanlar tarafından bilinemeyeceği metaforunu taşır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.