Fîme ente min żikrâhâ
Onu bilip söylemek nerede, sen nerede?
Sen nerde, onu anlatmak nerde?!
Nâziât Suresi'nin 43. ayeti, kıyametin ne zaman kopacağına dair sorulan bir soruya verilen cevabın bir parçasıdır. Ayet, Hz. Peygamber'in kıyametin vaktini bildirme yetkisinin olmadığını vurgulayarak, bu bilginin sadece Allah katında olduğunu ima eder. Dilbilimsel olarak, soru edatının kullanımı ve 'zikrâ' kelimesinin anlam derinliği dikkat çekicidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ente' kelimesinin Arapçada muhatabı belirtmek için kullanılan bir zamir olduğunu ve Kur'an'da genellikle doğrudan hitaplarda yer aldığını belirtir. Bu ayette, kıyametin vaktini bilme konusunda Hz. Peygamber'in konumunu belirlemek üzere kullanılmıştır, yani 'sen' bu konuda bir bilgiye sahip değilsin anlamını pekiştirir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, zamirlerin, ismin tekrarından kaçınmak ve söze akıcılık kazandırmak için kullanıldığını ifade eder. 'Ente' zamiri, burada muhatabın kimliğini netleştirirken, aynı zamanda sorunun doğrudan Hz. Peygamber'e yöneltildiğini gösterir ve onun bu konudaki sınırlı bilgisini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'zikrâ' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda 'hatırlatma', 'öğüt', 'anma' ve 'bilgi' anlamlarına geldiğini belirtir. Bu ayette ise 'kıyametin vaktine dair bilgi' veya 'onu anma/hatırlatma' manasında kullanılmıştır. Yani, 'senin onu anma/hatırlatma yetkin veya bilgin nerede?' şeklinde bir anlam taşır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zikr' kökünün hem kalple hatırlama hem de dille anma anlamlarını içerdiğini ifade eder. 'Zikrâ' ise bu kökten türeyen bir isim olup, özellikle 'öğüt, hatırlatma, ibret' anlamlarını taşır. Ayetteki 'zikrâhâ' ifadesi, kıyametin vaktine dair bir 'bilgi' veya 'hatırlatma'yı ifade eder ve bu bilginin Hz. Peygamber'de olmadığını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zikr' kavramının Kur'an'da sadece hatırlamakla kalmayıp, aynı zamanda Allah'ın ayetlerini ve emirlerini 'akılda tutma' ve 'onlara göre hareket etme' anlamlarını da içerdiğini belirtir. Bu ayetteki 'zikrâhâ' ise kıyametle ilgili 'bilgiye sahip olma' veya 'onu gündeme getirme' yetkisi bağlamında ele alınır ve bu yetkinin Allah'a ait olduğu ima edilir.
Nâziât Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Âyet-i kerime zikir âyetlerindendir.