İlâ rabbike muntehâhâ
Onun nihai bilgisi yalnız Rabbine aittir.
Onun son ilmi Rabbine aittir.
Bu ayet, kıyamet vaktinin bilgisinin yalnızca Allah'a ait olduğunu vurgular. 'Müntehâ' kelimesi, bir şeyin son noktası, nihayeti ve ulaşılacak en son mercii anlamlarını taşıyarak, bu bilginin mutlak ve münhasır bir şekilde Allah'a ait olduğunu ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Rabb kelimesi, aslen terbiye etmek, bir şeyi kemale erdirmek anlamındadır. Allah Teâlâ hakkında kullanıldığında, yaratma, rızık verme, terbiye etme ve hükmetme gibi tüm ilahi sıfatları kapsar. Ayetteki 'Rabbike' ifadesi, kıyamet bilgisinin nihai merciinin, her şeyi terbiye eden ve yöneten Allah olduğunu belirtir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Rab, mülkün sahibi, terbiye eden, ıslah eden ve idare eden demektir. Bu ayetteki kullanımıyla, kıyametin nihai bilgisinin, tüm varlık âlemini idare eden ve her şeyin sahibi olan Allah'a ait olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'Rab' kavramı, Allah'ın yaratıcı, besleyici, koruyucu ve hükmedici vasıflarını bir araya getiren merkezi bir terimdir. 'İlâ Rabbike' ifadesi, kıyamet bilgisinin nihai kaynağının ve yetkisinin, tüm bu vasıfları kendinde toplayan Allah olduğunu gösterir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Müntehâ, bir şeyin sona erdiği yer veya ulaştığı son noktadır. Ayetteki 'müntehâhâ' ifadesi, kıyamet vaktinin bilgisinin nihai olarak Allah'a döndüğünü, yani bu bilginin son durağının ve tek sahibinin Allah olduğunu anlatır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Müntehâ, bir şeyin sonu ve nihayetidir. Burada, kıyamet vaktinin bilgisinin sonunun ve nihai olarak kime ait olduğunun Allah olduğunu mecazi bir anlatımla ifade eder. İnsanların bu konuda bir bilgiye sahip olamayacakları, bilginin sadece Allah'ta sona erdiği vurgulanır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Nihayet kelimesinden türeyen müntehâ, bir şeyin ulaştığı son sınır veya son durak anlamına gelir. Ayetteki 'müntehâhâ', kıyametin vaktinin bilgisinin nihai olarak Allah'a ait olduğunu, bu bilginin O'nun katında son bulduğunu ve başkasına geçmediğini ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Müntehâ, bir fiilin veya durumun ulaştığı son noktayı, bitiş yerini ifade eder. Nâziât Suresi 44. ayetteki kullanımıyla, kıyamet vaktinin bilgisinin nihai olarak Allah'a ait olduğunu, bu bilginin O'nunla sınırlı olduğunu ve başka hiçbir varlığın bu bilgiye ulaşamayacağını belirtir.
Nâziât Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Âyet-i kerime rububiyet mertebesi âyetlerindendir.
Efendimiz (s.a.v.)in rabbi Allah (c.c.) esmâsıdır. Allah, ilahlık, Uluhiyet mertebesidir. Uluhiyet her mertebenin hakkını yerli yerince verendir. Kıyamet’in vakti de ilmi ilahide ayan-i sabite programında belirlenmiştir. (M.D.)
(7/187) (Yes’elûneke anis sâ’ati eyyâne mursâhâ, kul innemâ ilmuhâ inde rabbî, lâ yucellîhâ li vaktihâ illâ huv, sekulet fîs semâvâti vel ard, lâ te’tîkum illâ bagteten, yes’elûneke ke enneke hafiyyun anhâ, kul innemâ ilmuhâ indallâhi ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya’lemûn.)
(7/187) “Sana, ne zaman kopacak diye kıyamet vaktini soruyorlar. De ki; onun bilgisi yalnızca Rabbimin katındadır. Onu tam vaktinde koparacak olan O'ndan başkası değildir. Onun ağırlığına göklerde ve yerde dayanacak bir kimse yoktur. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu çok iyi biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki, onun bilgisi Allah katındadır. Fakat insânların çoğu bunu bilmezler.”
Âdem (a.s.)’ın yeryüzünde görülmesi kıyametin ilk alâmetidir. Hz. Resûlullah (s.a.v) ın görev almasıyla bu kıyamet saati başladı. Efendimiz (s.a.v) ile o güne kadar gelmemiş olan Hâdî ismi faaliyete geçti, Hz. Resûlullah (s.a.v.) ise en büyük Mehdi olduğundan bu birinci Mehdi ile kıyamet zamanında ortaya çıkacak ikinci Mehdi arasındaki süre kıyamet süresidir. İlâhî kemâlat tamam olmadıkça kıyamet kopmaz. Hâdî isminin ve Allah esmâsının zuhurunun ilk ortaya gelişi Hz. Resûlullah (s.a.v.) iledir ve bu süre şu anda yaşanarak kemâlata doğru gitmektedir. Allah’ın zâti zuhuru bütün âlemlerde kemâl ile açığa çıkmaya yol almaktadır. “İZ- -T.B-”