Femen şâe żekerah(u)
Dileyen ondan öğüt alır.
Artık dileyen onu düşünür.
Abese Suresi'nin 12. ayeti, Kur'an'ın bir öğüt ve hatırlatma kaynağı olduğunu vurgular. Ayet, bu öğüdü kabul etme iradesinin insana ait olduğunu, dolayısıyla hidayetin kişisel bir tercih meselesi olduğunu dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'men' edatının hem şart hem de istifham (soru) için kullanılabileceğini belirtir. Bu ayette ise şart edatı olarak gelmiş, 'her kim dilerse' anlamını pekiştirerek iradeye vurgu yapmıştır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'men'in umumi bir ifade olduğunu ve akıl sahibi varlıklar için kullanıldığını açıklar. Ayetteki kullanımı, öğüdü kabul etme potansiyeline sahip olan herkesi kapsar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'şiyâ' (dilemek) kelimesinin bir şeyi var etme veya meydana getirme iradesiyle ilgili olduğunu belirtir. Ayetteki 'şâe' fiili, insanın kendi iradesiyle öğüdü almayı tercih etmesini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'meşîe' (dileme) kavramının Kur'an'da hem Allah'ın hem de insanın iradesi için kullanıldığını vurgular. Bu ayetteki 'şâe', insanın hür iradesini ve seçme özgürlüğünü gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'şâe' fiilinin mecazi olarak bir şeyi yapmaya yönelme anlamında kullanılabileceğini belirtir. Ayetteki bağlamda, Kur'an'ın öğüdünü dinlemeye ve kabul etmeye yönelme iradesini ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'zikr' kelimesinin hem hatırlama hem de öğüt alma anlamlarına geldiğini açıklar. Ayetteki 'zekerehu' ifadesi, Kur'an'ın içeriğini akılda tutmak ve ondan ders çıkarmak anlamındadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'zikr'in bazen kalple hatırlama, bazen dille anma, bazen de bir şeyi zihinde tutma ve ondan ibret alma anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayetteki 'zekerehu', Kur'an'dan öğüt almayı ve onu yaşamına yansıtmayı ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'zikr' kavramının Kur'an'da geniş bir semantik alana sahip olduğunu ve 'öğüt, hatırlatma, şeref, anma' gibi anlamları içerdiğini belirtir. Ayetteki 'zekerehu', Kur'an'ın bir öğüt olarak kabul edilip gereğince amel edilmesini vurgular.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'zikr'in unutulan bir şeyi hatırlamak veya bir şeyi zihinde canlı tutmak olduğunu ifade eder. Ayetteki 'zekerehu', Kur'an'ın mesajını unutmamak ve daima akılda tutarak ondan faydalanmak anlamındadır.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.