Merfû'atin mutahhera(tin)
(13-16) O, şerefli ve sadık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
Yüksek tutulan tertemiz sahifelerde.
Abese Suresi'nin 14. ayeti, Kur'an'ın kutsallığını ve yüceliğini vurgulayan iki önemli sıfatla, 'merfû'a' ve 'mutahhara' kelimeleriyle, onun ilahi kaynağını ve safiyetini ifade etmektedir. Bu kelimeler, Kur'an'ın hem manevi mertebesini hem de maddi ve manevi kirlerden arınmışlığını dilbilimsel olarak pekiştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ref'' kelimesinin asıl anlamının bir şeyi bulunduğu yerden daha yüksek bir yere kaldırmak olduğunu belirtir. Ayetteki 'merfû'a' kelimesi, Kur'an'ın manevi olarak yüce bir makama sahip olduğunu, şerefli ve saygın bir konumda bulunduğunu ifade eder. Bu, onun ilahi kaynaklı oluşu ve değerinin yüksekliği ile ilişkilidir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'merfû'a' kelimesini 'yüceltilmiş, şerefli kılınmış' olarak açıklar. Ayetteki kullanımıyla, Kur'an'ın sıradan metinlerden farklı olarak ilahi bir yüceliğe sahip olduğunu ve bu yüceliğin onun içeriğinin kutsallığından kaynaklandığını vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'ref'' kökünden türeyen kelimelerin Kur'an'da genellikle manevi yükseliş, yücelik ve ilahi makamlarla ilişkilendirildiğini belirtir. 'Merfû'a' kelimesi, Kur'an'ın Allah katındaki yüksek mertebesini ve insanlık için taşıdığı üstün değeri semantik olarak ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'tahâret' kelimesinin hem maddi pisliklerden arınmayı hem de manevi kirlerden, şüphelerden ve batıl inançlardan uzak olmayı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'mutahhara' kelimesi, Kur'an'ın her türlü tahrifattan, yanlışlıktan ve beşeri müdahaleden arınmış, saf ve ilahi bir metin olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tahâret'in hem duyularla algılanan pisliklerden temizlenmeyi hem de akıl ve kalp için geçerli olan manevi arınmayı kapsadığını ifade eder. 'Mutahhara' kelimesi, Kur'an'ın hem lafız hem de mana itibarıyla kusursuz, hatasız ve her türlü şaibeden uzak olduğunu, dolayısıyla ona ancak temiz kalplerle yaklaşılması gerektiğini ima eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'tahâret'in zıt anlamlısı olan 'necâset' (pislik) kavramıyla karşılaştırıldığında, 'mutahhara'nın Kur'an'ın ilahi kaynağının saflığını ve onun beşeri eksikliklerden münezzeh olduğunu gösterdiğini belirtir. Bu, Kur'an'ın içeriğinin doğruluğu ve güvenilirliği açısından kritik bir niteliktir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'tahâret' kavramının Kur'an'da sadece fiziksel temizliği değil, aynı zamanda ahlaki ve itikadi saflığı da ifade ettiğini vurgular. 'Mutahhara' kelimesi, Kur'an'ın mesajının ve hükümlerinin her türlü batıl düşünceden, ahlaki yozlaşmadan ve beşeri zaaflardan arınmış olduğunu, dolayısıyla insanlığa en saf ve doğru yolu gösterdiğini semantik olarak pekiştirir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.