Śumme-ssebîle yesserah(u)
Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
Abese Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
A‘yân-ı sâbite (ezelî sabit hakikatler) öğretisine göre her insanın Allah’ın ilminde ezelî bir hakikati (ayn) vardır. Bu hakikat, o kişinin istidadını, yani hayır veya şer yoluna meyilli oluşunu belirler. “Yol” (sebîl), işte bu ezelî hakikatin dünyada zuhur edeceği varlık mertebesidir. Allah’ın “yolu kolaylaştırması”, bu ezelî istidadın, kişinin hayat yolculuğunda zahmetsizce ve tabiî bir şekilde açığa çıkmasını sağlamasıdır. Bu kolaylık, kişinin kaderinde ne varsa ona doğru gitmesinin önünde aşılmaz manevî engeller bulunmamasıdır.
Allah, bir kula hidâyet (hayır) yolunu takdir etmişse, onun göğsünü İslâm’a açar (şerh-i sadr), iyiliği ona kolaylaştırır (yüssir); bir kula dalâlet (şer) yolunu takdir etmişse, onun göğsünü daraltır ve kötülüğü ona kolaylaştırır. 80/20’deki “yolu kolaylaştırdı” (yesserahu) ifadesi işte bu “teysîr” in kendisidir: Kişi nereye (hayra veya şerre, cennete veya cehenneme) gitmek üzere takdir edilmişse, o yol ona Allah tarafından “kolaylaştırılmıştır.”[15]