Felyenzuri-l-insânu ilâ ta'âmih(i)
Her şeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın!
Bir de o insan yiyeceğine baksın.
Bu ayet, insanın kendi yiyeceğine dikkatle bakmasını emrederek, rızkın kaynağı ve yaratılışındaki ilahi kudret üzerine düşünmeye sevk etmektedir. Kelimelerin kök anlamları, bu tefekkürün derinliğini ve kapsamını ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nazar' kelimesinin hem gözle görmek hem de kalple düşünmek, tefekkür etmek anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'felyenzur' ifadesi, sadece yiyeceğe fiziksel olarak bakmak değil, aynı zamanda onun nasıl yaratıldığı, nereden geldiği ve insana nasıl ulaştığı üzerine derinlemesine düşünmeyi ifade eder. (el-Müfredât, s. 809)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'nazar'ın, bir şeyi idrak etmek için kalbin veya gözün yönelmesi olduğunu açıklar. Ayetteki kullanımı, insanın yiyeceğin yaratılışındaki incelikleri, ilahi kudreti ve hikmeti anlamak için zihnini ve kalbini yönlendirmesi gerektiğini vurgular. (el-Külliyyât, s. 921)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'nazar' kelimesinin genellikle bir uyarı veya ibret alma bağlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette de insan, yiyeceğine bakarak kendi acizliğini ve Allah'ın kudretini idrak etmeye, dolayısıyla ibret almaya çağrılmaktadır. (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar, s. 240)
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'insan' kelimesinin 'üns' (alışma, sosyal olma) kökünden geldiğini ve insanın diğer varlıklarla ünsiyet kurma özelliğine işaret ettiğini belirtir. Ayetteki 'insan' ifadesi, bu sosyal ve düşünme yeteneğine sahip varlığın, rızkı üzerine tefekkür etmesi gerektiğini vurgular. (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân, s. 476)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'insan' kelimesinin 'nisyan' (unutkanlık) kökünden geldiği görüşünü de aktarır ve insanın yaratılışındaki bu zayıflığa rağmen, Allah'ın nimetleri üzerinde düşünmesi gerektiğini ifade eder. Ayetteki 'insan', bu unutkanlığına rağmen tefekküre çağrılan varlıktır. (el-Müfredât, s. 83)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, Kur'an'da 'insan' kelimesinin genellikle yaratılışındaki acizliği, nankörlüğü ve aynı zamanda potansiyelini vurgulamak için kullanıldığını belirtir. Bu ayette, insanın bu özellikleriyle birlikte, rızkın kaynağına bakarak şükretmesi ve ibret alması gerektiği mesajı verilir. (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi, s. 125)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ta'am' kelimesinin genel olarak yiyecek anlamına geldiğini ve bu ayette insanın beslenmesi için Allah tarafından sağlanan her türlü nimeti kapsadığını belirtir. (Mecâzü'l-Kur'ân, c. 2, s. 248)
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ta'am'ın, yenilen her şey için kullanıldığını ve bu ayetteki bağlamda, insanın yaşamını sürdürmesi için gerekli olan, Allah'ın lütfuyla kendisine ulaşan rızkı ifade ettiğini açıklar. İnsanın bu rızkın nasıl yaratıldığına ve kendisine nasıl ulaştığına bakması emredilir. (el-Müfredât, s. 523)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ta'am' kelimesinin hem yiyecek hem de yeme eylemi anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, insanın sadece yiyeceğin kendisine değil, aynı zamanda onun oluşum sürecine, topraktan çıkışına ve nihayetinde kendisine ulaşmasına dikkat etmesi gerektiğini vurgular. (Basâiru Zevi't-Temyîz, c. 3, s. 558)
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.