Ve hadâ-ika ġulbâ(n)
(27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
Abese Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Bahçe” (hadîka), sâlikin (manevî yolcunun) nefs-i emmâre’nin dikenli ve kuru toprağını aşıp ulaştığı hakikat bilgisini fikirlerini temsil eder.
Dış dünyadaki gür ve sık ağaçlı bir bahçenin güzelliği ve canlılığı ne ise, kalbin de ulaştığı ilâhî huzur ve mârifet (hakikat bilgisi) güzelliği odur.
Bir insanın bu dünyada yaptığı her bir iyi ameli, güzel niyeti ve samimi duayı, birer “tohum” olarak düşünebiliriz. İşte âyetteki bu “iri ve sık ağaçlar”, dünyada ekilen bu iyi tohumların âhirette ulaştığı en mükemmel, en gösterişli ve en verimli halidir.
Tıpkı bir bahçıvanın ektiği fidanların yıllar sonra dev ağaçlara dönüşmesi gibi, sâlikin dünyada iken işlediği ihlaslı bir amel, çektiği bir sıkıntıya karşı gösterdiği bir sabır, Rabbine yöneldiği bir anlık yakarış, âhirette onun için bu “iri ve sık” manevî ağaçlara dönüşecek ve ona ebedî bir gölge, bir huzur ve meyve olacaktır.