İçeriğe atla
Abese 39Cüz 30 · Sayfa 585

Abese Sûresi 39. Âyet

عبس

Sohbete sor

Dâhiketun mustebşira(tun)

Gülerler, sevinirler.

Abese Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Vucûh” Vecih ifadesi sadece yüz değil tüm yönü ifade eder. Vecih (yüz/çehre), tasavvufi/işârî yorumda genellikle ilahi tecellilerin aynası, Allah’a yöneliş veya hakikatin görünen iç yüzü olarak anlamlandırılır. Zahiri anlamın ötesine geçerek nefis terbiyesi, ilahi aşk ve kalp tecrübesiyle âyetlerin bâtıni manalarına odaklanan işârî tefsir geleneğinde vecih, fani varlıktan geçip Bâki olana yönelme (vechullah) şeklinde te’vil edilir.

Fusûs’ül-Hikem’de ve bu eserin Ahmed Avni Konuk tarafından yapılan şerhinde, "vecih" kavramı, insan-ı kâmil’in (olgun insan) iki konumunu izah ederken kullanılmıştır. İnsan-ı kâmil, kulluk makamı (ubûdiyet) ile Hakk’ın halifeliği (hilâfet) arasında bir "vecih" (yön/itibar) ilişkisi içerisinde bulunur.

Fütûhât-ı Mekkiyye’nin 17. cildinde yer alan “el-Hak İsmi’nin Mertebesi” bahsinde, "vecih" kavramına doğrudan vurgu yapılır. Metin şöyle der:

“Nitekim ‘vecih sahipleri böyle derler. Vecih, beka özelliğine sahiptir. Çünkü vecih, ulvilik özelliğine sahip zattır.”

  • “Vecih sahipleri”: Bu ifade genellikle, varlığın sadece “Vecih-i Has” yönüne (yani Hakk’ın tecelli eden yüzüne) bakan ve bu nedenle çokluk içinde birliği müşahede eden kâmil ârifleri (velîleri) işaret eder.
  • “Vecih bekâya sahiptir”: Varlığın Hakk’a ait olan o özel yönü (Vecih-i Has), zaman ve mekândan münezzeh olduğu için ebedî olarak kalıcıdır.

Sadreddin Konevî, bu kavramı yorumlarken “vecih” i “külli vecih” (Tüm Yüz / Tüm Varlık Saçan Yön) olarak tanımlar. Bu kavram, âlemin yaratılmasının temel sebebi olarak görülür ve şöyle ifade edilir: “İnsan, Hak açısından ‘külli vecih’ ile var olmuştur.”.

Bu yorum, insanın varoluş gayesini (hilâfet) "vecih" kavramı ile açıklamaktadır. İnsan, yeryüzünde Hakk’ın tüm isim ve sıfatlarını yansıtması (külli vecih) için halk edilmiştir.

Bu bağlamda Hakk’a ayna olan insan Hakk’ın nuru’nu yansıttığı için “veçhi” parıl,parıl parlar ve o gün sevinir. (M.D.)


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(4)