Mutaffifîn Sûresi 11. Âyet
المطففين
Elleżîne yukeżżibûne biyevmi-ddîn(i)
(10-11) O gün yalanlayanların; hesap ve ceza gününü yalanlayanların vay haline!
Onlar ceza gününü yalanlayanlardır.
Mutaffifîn Suresi'nin 11. ayeti, 'yevmü'd-dîn' kavramını yalanlayanların durumunu ele almaktadır. Ayet, 'yalanlamak' fiili ve 'din günü' kavramı etrafında şekillenerek, ahiret inancının önemini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kezebtü' kelimesinin 'bir şeyi doğru kabul etmemek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yükezzibûne' fiili, kıyamet gününün varlığını ve gerçekleşeceğini inkâr etme, onu yalan sayma eylemini ifade eder. Bu, sadece sözlü bir yalanlama değil, aynı zamanda kalben reddetmeyi de içerir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'tekzîb' kavramının Kur'an'da sadece bir olayı veya haberi yalanlamak değil, aynı zamanda bir hakikati, özellikle de Allah'ın ayetlerini ve peygamberlerin getirdiği mesajı reddetmek anlamında kullanıldığını vurgular. Bu ayetteki 'yükezzibûne', kıyamet gününün bir hakikat olarak kabul edilmeyip inkâr edilmesi durumunu anlatır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kezeb' kökünün Kur'an'da genellikle peygamberlerin getirdiği ilahi mesajı ve ahiret inancını reddetme bağlamında kullanıldığını belirtir. Mutaffifîn Suresi'ndeki bu kullanım, kıyamet gününün varlığını ve hesap verme gerçeğini inkâr edenlerin durumunu açıkça ortaya koyar.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'yevm' kelimesinin genel olarak 'gündüz' veya 'belirli bir zaman dilimi' anlamına geldiğini belirtir. Ancak Kur'an'da 'yevmü'd-dîn' gibi terkip içinde kullanıldığında, bu kelime özel bir günü, yani ahiret gününü, hesap gününü ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'yevm'in bazen bir anı, bazen bir dönemi, bazen de belirli bir olayın gerçekleştiği zamanı ifade ettiğini açıklar. Ayetteki 'yevm' kelimesi, 'ed-dîn' ile birleşerek, sıradan bir gün olmaktan çıkıp, ilahi adaletin tecelli edeceği o büyük günü işaret eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'dîn' kelimesinin 'ceza' ve 'karşılık' anlamlarına geldiğini belirtir. 'Yevmü'd-dîn' terkibi, amellerin karşılığının verileceği, hesap gününü ifade eder. Bu ayetteki 'ed-dîn', insanların dünyada yaptıklarının karşılığını göreceği o büyük yargılama gününü anlatır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'dîn' kelimesinin 'hüküm' ve 'ceza' anlamında kullanıldığını ifade eder. 'Yevmü'd-dîn', Allah'ın kulları arasında hüküm vereceği ve herkesin amellerine göre karşılığını alacağı günü mecazi olarak anlatır. Bu, sadece bir inanç değil, aynı zamanda bir yargılama sürecidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'dîn' kavramının Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahip olduğunu, ancak 'yevmü'd-dîn' terkibinde 'hesap verme', 'karşılık görme' ve 'yargılanma' anlamlarının öne çıktığını belirtir. Bu bağlamda 'dîn', Allah'ın mutlak egemenliği altında gerçekleşecek olan nihai adaleti ve yargılamayı ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'dîn' kelimesinin 'ceza', 'mükâfat', 'hesap' ve 'itaat' gibi birçok anlamı barındırdığını ifade eder. 'Yevmü'd-dîn' terkibinde ise 'ceza ve mükâfat günü' anlamı baskındır. Ayetteki 'ed-dîn', insanların dünyadaki eylemlerinin nihai sonucunu belirleyecek olan o büyük hesap gününü temsil eder.
Mutaffifîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Onlar ceza gününü yalanlayanlardır. “ (83/11)
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ {المطففين/12}
“Ve mâ yukezzıbu bihî illâ kullu mu’tedin esîm.“