Elleżîne iżâ-ktâlû ‘alâ-nnâsi yestevfûn(e)
Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler.
Onlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler.
Bu ayet, ölçü ve tartıda haksızlık yapanların durumunu ele almaktadır. Temel kavramlar, ölçme, tam alma ve eksik verme fiilleri etrafında şekillenerek, ticari ahlakın ve adaletin önemini vurgulamaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'keyl' kelimesinin ölçmek anlamına geldiğini belirtir. 'İktâlû' fiili, 'kendisi için ölçmek, ölçü ile almak' manasına gelir ve ayetteki bağlamda, insanların kendi menfaatleri için bir şeyi ölçerek almalarını ifade eder. (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân)
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'iktâlû' fiilini 'kendileri için ölçtüler' şeklinde açıklar. Bu, başkalarından bir şey alırken kendi lehlerine ölçü kullanma eylemini vurgular. (Mecâzü'l-Kur'ân)
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'iktâlû' fiilinin 'istif'al' babından geldiğini ve bu babın genellikle 'kendisi için bir şeyi istemek, elde etmek' anlamı taşıdığını belirtir. Ayetteki kullanımı, başkalarından bir malı ölçü ile alırken kendi haklarını tam olarak talep etme durumunu ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'insan' kelimesinin 'üns' (yakınlık, alışkanlık) kökünden geldiğini ve topluluk içinde yaşayan, birbirine alışkın varlıkları ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'en-nâs' ifadesi, ölçü ve tartıda haksızlık yapılan genel insan topluluğunu işaret eder. (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân)
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'insan' kelimesinin 'nisyân' (unutmak) veya 'üns' (alışmak) köklerinden türediği görüşlerini aktarır. Ayetteki kullanımı, muhatap olan ve alışveriş ilişkisi kurulan diğer insanları kapsar. (el-Külliyyât)
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'nâs' kavramının genellikle 'toplum', 'halk' veya 'diğer insanlar' anlamında kullanıldığını belirtir. Bu ayette, haksızlığa uğrayan veya haksızlık yapılan genel insan kitlesini temsil eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İsfehânî, 'vefâ' kökünün 'tamamlamak, eksiksiz kılmak' anlamına geldiğini belirtir. 'Yestevfûne' fiili, 'istif'al' babından gelerek 'tamamını istemek, hakkını eksiksiz almak' manasını taşır. Ayette, kendi haklarını alırken tam ve eksiksiz alma arzusunu ifade eder. (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân)
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'istîfâ' kelimesinin 'bir şeyi tam olarak almak, hakkını eksiksiz talep etmek' anlamına geldiğini açıklar. Ayetteki bağlamda, mutaffiflerin kendileri için ölçü aldıklarında en ufak bir eksikliğe tahammül etmeyip tam olarak alma çabalarını vurgular. (Umdetü'l-Huffâz)
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'istîfâ'nın 'bir şeyi tamamen elde etmek, hakkını tam olarak almak' olduğunu belirtir. Bu ayette, başkalarından bir şey alırken kendi lehlerine tam ölçü alma eylemini ifade eder. (Basâiru Zevi't-Temyîz)
Mutaffifîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Onlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler.“ (83/2)
وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ {المطففين/3}
“Ve izâ kâlûhum ev vezenûhum yuhsirûn.“