İçeriğe atla
Mutaffifîn 23Cüz 30 · Sayfa 588

Mutaffifîn Sûresi 23. Âyet

المطففين

Sohbete sor

‘Alâ-l-erâ-iki yenzurûn(e)

Koltuklar üzerinde, (etrafı) seyrederler.

Mutaffifîn Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Tahtlar üzerinde etrafa bakarlar.“ (83/23)


Tahtlar (kolltuklar) üzerinden etrafa bakarlar-nazar ederler. Kişinin tahtı neresidir, neresi ile oturur. Amiyane tabir ile kalçası ile oturur. Yani bunun, bu seviyenin üzerinden bakar, nazar eder. Kişinin alt tarafı süfli, üst tarafı ulvi tarafıdır. Aslında bu bir ifade tarzıdır. Hakîkatini bilenin, her tarafı Hakk ve ulvidir. Yani süfli olan daha önceki âyetlerle ifade edildiği şekliyle Siccin seviyesinden yükselmiş, İliyyin yani “Ala” yüce olarak rububîyyet mertebesinden nazar ederler, bakarlar. Peki nasıl nazar eder bakarlar ilm’el yakîn mertebesinden nazar ederler. Yani İlmi yakinlik ile etrafını seyrederler. Peki nerede ve nasıl Hakk’ın rüyeti olan rûya da seyir ederler.

Peki, bu oturma nerededir. Kürsü olan gönül âlemindedir. İz-Efendi Babamın dediği gibi “Ya gönül ol, Ya da bir gönüle gir. İşte kişi gerçek ma’nâda bir gönül ehli bulmuş ve ona tabî olmuş ise oturduğu yer bu gönül ve nazargahı da bu gönüldür. Bu gönülü seyr ede, ede yapmış olduğu zikir, riyazat, sohbet dinleme, kitab okuma, ilmi, fenni, sûkun çalışmaları ile bu gönüle benzer hatta aynı, aynası olur.

Şimdi bu da bir ölçü meselesidir. Gerçekten bu seyir ile rüyet edenler bu mertebenin temsilcisi olan sahte şeyh ile hakiki şeyhi birbirinden ayırır.

Bunun anlaşılması için daha önce hurda-i tarik olan sahte bir şeyhin hizmetinde eşi ile bulunmuş eşi maddiyatını vermiş, kendi ise bu sahte kişiye hizmeti ile vaktini ve emeğini sarfetmiş bu hanım kardeşimizin görmüş olduğu zuhuratı-rûyayı aktarılım.

Kısa bir not olarak; bu kardeşimiz Terzi Baba kolundan 4-5 yıl önce eşinin ders alması ve üzerindeki değişimleri görerek, gerçek bir yolun nasıl olması gerektiğini anlayıp kalbi mutmain olarak ders almış ve bu zuhuratı ilk ayında ilk zuhuratı olarak görmüştür.

Selâmün aleyküm ağabey hayırlı geceler

Ay… hanımın zuhuratları

1) Kanepede oturmuş dersimi yapıyorum, arkamdan eczacı Erdinç geliyor abla ne yapıyorsun diyor. Bende Erdinç yıllarca sahte şeylerle uğraştım durdum şimdi gerçeğini buldum onu yapıyorum diyorum.

Şimdi okuyucular daha iyi anlayabilmesi için bu rûyayı yorumlamaya çalışalım. Yorum belki biraz deruni olacak ama ne yapalım! Böyle yorumlamak gerekiyor.

Tekrar bir hatırlatma yapalım, bu hanım kardeşimizin elinde bir ölçü vardır. Sahte ve hakiki olanı yıllarca değerlendirmiştir. Bu zuhurat bir anda oluşmamış en az 15 yıllık bir yaşantının bir özümsemesi bir değerlendirmesi ile kendine yansıması ile rüyet edilmiştir.

Kanepede; yani tahtımda oturmuş dersimi yani zikrimi yapıyor ve verilen “ebrar” nimeti ile İlm’el yakîn mertebesi ile rüyet ediyorum;

Arkamdan; kişinin arka yönü nefis dağıdır. Yani nefsi yönünden nefis aynası ile aldığı yansımaya bakıyor, nazar ve rûyet ediyor. Aslında bu yön tehlikelidir. Şeytanın kişiye yaklaştığı dört yönden biridir. Bilginin alınması gereken yönler yer ve göktür. Yani toprak ile hikmet-ilm-i ledün, gök ile zâti bilgilerdir (Vahiy-ilham). Zuhuratı gören kişi daha önce bulunduğu hâl gereği bilgiyi bu kaynaktan almayı öğrendiği için yine bu kanal ile almaya çalışmaktadır.

Akla şu soru gelebilir? Madem sağlam bir kaynaktan bir bilgi geliyor. Niye bu kanal ile olmuştur. Kişinin hâlini birden değiştirmek doğru değildir. 15-20 sene içinde oluşmuş alışkanlıklar bir anda değiştirilmesi de doğru değildir.

Eczacı Erdinç geliyor; Eczacı-Ezzacı doktorun verdiği ilaçları hastaya verip nasıl kullanılacağını t-arif eden kişidir. Tasavvuf yolunda ise Hakk yolunun rehberidir. Aynı zamanda Ezza ve rüyet ile Ez-zariyat sûresidir, bunun da yolumuzdaki sureti 51 numaralı sıra sayısı ile Hazmi Babamız (r.a) dir.

Erdinç ise güçlü kuvvetli erkek demektir. Öncelikle kendi varlığında bulunan erlik recüllük yönüdür. Daha derin ma’nâsı ile bakıp ararsak; Erd-i-nç Ered Murad ve NC ile Necdet yani Efendi Babam tarafından verilen dersin ölçü olarak İnç-İnc yani ölçü birimi olarak 1 parmak (2.54 cm) şeriat mertebesinden kişi tarafından değerlendirilmesidir.

Bende Erdinç yıllarca sahte şeylerle uğraştım durdum şimdi gerçeğini buldum onu yapıyorum diyorum.

Kendindeki erlik ölçüsüne, Hakîkat muradı olan necat (kurtuluş) ölçünü buldum onunla uğraşıyorum yani ona nazar ve rüyet ediyorum…

Görüldüğü üzere gerçek “ebrar” tarikat ehli sahte ve gerçek tarikat ehlini birbirinden nazar ederek rüyet ederek ayırt edebilirler. Hemde bunu kendi varlığında bulunan gönül tahtları üzerinden yaparlar.


تَعْرِفُ فِي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّعِيمِ {المطففين/24}

“Ta’rifu fî vucûhihim nadraten naîm.“