Mutaffifîn Sûresi 25. Âyet
المطففين
Yuskavne min rahîkin maḣtûm(in)
Onlara, mühürlü (el değmemiş) saf bir içecekten içirilir.
Onlara damgalı saf bir içki sunulur.
Mutaffifîn Suresi'nin 25. ayeti, cennet ehlinin içeceği olan 'rahîk' kavramını 'mahtûm' sıfatıyla birlikte ele alarak, bu içeceğin saflığını, değerini ve eşsizliğini vurgulamaktadır. Ayet, cennet nimetlerinin cazibesini ve ona ulaşmak için gösterilmesi gereken çabayı dilbilimsel bir derinlikle sunar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'سقى' (sakâ) fiilinin 'içirmek' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'yusqavne' (يُسْقَوْنَ) pasif formu, içeceğin kendilerine ikram edildiğini, yani Allah tarafından sunulduğunu ve onların bu ikramı kabul ettiklerini gösterir. Bu, cennet ehlinin pasif alıcı konumunda olduğunu ve bu nimetin ilahi bir lütuf olduğunu vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'سقي' kökünün su veya benzeri bir sıvıyı birine vermeyi ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, cennet ehlinin özel bir içecekle taltif edildiğini, bu içeceğin sıradan bir su değil, özel bir ikram olduğunu ve bu ikramın ilahi bir kaynaktan geldiğini ima eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'rahîk' kelimesini 'şarapların en safı ve en iyisi' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, bu içeceğin dünyevi içeceklerden farklı, cennete özgü, hiçbir kusuru olmayan, berrak ve lezzetli bir içecek olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rahîk' kelimesinin 'saf ve halis şarap' anlamına geldiğini ifade eder. Cennet bağlamında kullanıldığında, bu içeceğin dünyevi şarapların olumsuz özelliklerinden arınmış, sadece lezzet ve keyif veren, sarhoş etmeyen, ilahi bir içecek olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki cennet tasvirlerinde kullanılan 'rahîk' gibi kelimelerin, dünyevi kavramların ötesinde, cennetin eşsiz ve mükemmel doğasını yansıttığını belirtir. Bu kelime, cennetin vaat ettiği mutlak hazzı ve saflığı sembolize eder, dünyevi karşılıklarının eksikliklerinden arınmış bir ideal sunar.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'mahtûm' kelimesinin 'mühürlenmiş' anlamına geldiğini ve bu mühürlemenin, içeceğin saflığını ve dokunulmamışlığını korumak için yapıldığını ifade eder. Ayetteki kullanımı, rahîkin kıymetini ve özel oluşunu vurgular; tıpkı değerli eşyaların mühürlenmesi gibi, bu içecek de özel bir koruma altındadır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'ختم' (hateme) fiilinin bir şeyi kapatmak, sona erdirmek ve mühürlemek anlamlarına geldiğini belirtir. 'Mahtûm' sıfatı, rahîkin ağzının mühürlü olduğunu, bu sayede içine hiçbir şeyin karışmadığını ve ilk açıldığında misk kokusunun yayılacağını ifade eder. Bu, içeceğin kalitesinin ve tazeliğinin garantisidir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'mahtûm' kelimesinin Kur'an'da genellikle bir şeyin sonunu veya tamamlanmışlığını ifade ettiğini belirtir. Ancak bu ayette, 'rahîk' ile birlikte kullanıldığında, içeceğin saflığının ve kalitesinin mühürle korunmuş olduğunu, yani dış etkenlerden arındırılmış, özel bir içecek olduğunu vurgular. Mühür, aynı zamanda içeceğin değerini ve ona duyulan saygıyı da gösterir.
Mutaffifîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Onlara damgalı saf bir içki sunulur.“ (83/25)
Âyetlerin gelişi “ebrar” esmâ mertebesini aktarmakta ve anlatmaktaydı. “Rahik” İçki ve şarab ma’nâsına gelmektedir. İnsân sûresi 21. Âyette bu mertebenin şarabı “şaraban tahura” tertemiz bir şaraptır.
“şarâben tahûrâ” ifâdesi birçok tasavvuf kitaplarında kullanılmış ve birçok izahları yapılmıştır.
Bu kişileri Rab’ları sular, çünkü bulundukları mertebe esmâ mertebesidir. Bu sulama ise, her varlığın ihtiyacı olduğu şeyin özünden bir iletişim ile ona gönderilmesidir. Yukarıda bahsedilen “selsebîl” ile birlikte her varlığın kendine has ihtiyacı îtibarıyla ma’nâ âleminden almış oldukları programlar, bilgiler ve özelliklerdir.
Her bir kişinin kendi Rabb’i kendisini zâten suluyor, ancak bir de bunları bilinç ile yapanlar vardır ki, esas kazananlar onlardır. Çünkü kişiler bilinçsiz dahi yapsalar Rabb’leri onları sulamaktadır bir birimde bir hayat var ise devamını gerektiren özellikleri de alıyor demektir. İrfan yolunda alınan terbiye ile kişi nefsine arif olduktan sonra Rabb’ini biliyor ve oradan gelenler zâyi edilmeden alınıyor.
Dünya şarabının yapımına baktığımız zaman kaliteli şarab ve içkiler dünya mahsenlerinde bekletilip, kilitlendikten sonra belkide yüzyıllar sonra taliblilerine sunulmaktadır. Mahtum; mühür, damgalanmış, kilitlenmiş, bağlanmıştır.
Bu irfan şarabı Hakk’ın şişesi-kadehi olan ehlullah’tan içilir ama mühür ve kilitlenmiş olduğundan bunun anahtarı lazımdır. İrfani ma’nâda beratını almış olanlara bu kadehten bu içki sunulur. Bu bağlamda Mesnevî-i Şerif beyitleri;
1108. "Onların önüne çok rahîk kadehi götürdüm; onun suyu bu taifenin önünde taş oldu."
“Rahîk” güzel kokulu şarâb ma’nâsınadır. Sûre-i Mutaffifîn’de ebrâra ihsân buyrulan şarâb olduğu (Mutaffifîn, 83/25-26) [“Kendilerine mühürlü hâlis bir içki sunulur; onun içiminin sonunda misk kokusu vardır”] âyet-i kerîmesinde mezkûrdur. Bu bir şarâb-ı ma’nevîdir ki, enbiyâ-yı izâm ve onlann vârisleri olan evliyâ-yı kirâm hazerâtı tarafından sûret-i umûmiyyede tevdi olunur; fakat kâbiliyyet ve isti’dâdı olanlar onu içip sarhoş olurlar; kâbiliyyeti ve isti’dâdı olmayan ehl-i dalâlet ise, ondan nefret ederler.[55]
خِتَامُهُ مِسْكٌ وَفِي ذَلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ {المطففين/26}
“Hitâmuhu miskun ve fî zâlike fel yetenâfesil mutenâfisûn.“