İçeriğe atla
Mutaffifîn 25Cüz 30 · Sayfa 588

Mutaffifîn Sûresi 25. Âyet

المطففين

Sohbete sor

Yuskavne min rahîkin maḣtûm(in)

Onlara, mühürlü (el değmemiş) saf bir içecekten içirilir.

Mutaffifîn Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Onlara damgalı saf bir içki sunulur.“ (83/25)


Âyetlerin gelişi “ebrar” esmâ mertebesini aktarmakta ve anlatmaktaydı. “Rahik” İçki ve şarab ma’nâsına gelmektedir. İnsân sûresi 21. Âyette bu mertebenin şarabı “şaraban tahura” tertemiz bir şaraptır.


“şarâben tahûrâ” ifâdesi birçok tasavvuf kitaplarında kullanılmış ve birçok izahları yapılmıştır.

Bu kişileri Rab’ları sular, çünkü bulundukları mertebe esmâ mertebesidir. Bu sulama ise, her varlığın ihtiyacı olduğu şeyin özünden bir iletişim ile ona gönderilmesidir. Yukarıda bahsedilen “selsebîl” ile birlikte her varlığın kendine has ihtiyacı îtibarıyla ma’nâ âleminden almış oldukları programlar, bilgiler ve özelliklerdir.

Her bir kişinin kendi Rabb’i kendisini zâten suluyor, ancak bir de bunları bilinç ile yapanlar vardır ki, esas kazananlar onlardır. Çünkü kişiler bilinçsiz dahi yapsalar Rabb’leri onları sulamaktadır bir birimde bir hayat var ise devamını gerektiren özellikleri de alıyor demektir. İrfan yolunda alınan terbiye ile kişi nefsine arif olduktan sonra Rabb’ini biliyor ve oradan gelenler zâyi edilmeden alınıyor.


Dünya şarabının yapımına baktığımız zaman kaliteli şarab ve içkiler dünya mahsenlerinde bekletilip, kilitlendikten sonra belkide yüzyıllar sonra taliblilerine sunulmaktadır. Mahtum; mühür, damgalanmış, kilitlenmiş, bağlanmıştır.

Bu irfan şarabı Hakk’ın şişesi-kadehi olan ehlullah’tan içilir ama mühür ve kilitlenmiş olduğundan bunun anahtarı lazımdır. İrfani ma’nâda beratını almış olanlara bu kadehten bu içki sunulur. Bu bağlamda Mesnevî-i Şerif beyitleri;


1108. "Onların önüne çok rahîk kadehi götürdüm; onun suyu bu taifenin önün­de taş oldu."

“Rahîk” güzel kokulu şarâb ma’nâsınadır. Sûre-i Mutaffifîn’de ebrâra ih­sân buyrulan şarâb olduğu (Mutaffifîn, 83/25-26) [“Kendilerine mühürlü hâlis bir içki sunulur; onun içiminin sonunda misk ko­kusu vardır”] âyet-i kerîmesinde mezkûrdur. Bu bir şarâb-ı ma’nevîdir ki, enbiyâ-yı izâm ve onlann vârisleri olan evliyâ-yı kirâm hazerâtı tarafından sûret-i umûmiyyede tevdi olunur; fakat kâbiliyyet ve isti’dâdı olanlar onu içip sarhoş olurlar; kâbiliyyeti ve isti’dâdı olmayan ehl-i dalâlet ise, ondan nefret ederler.[55]


خِتَامُهُ مِسْكٌ وَفِي ذَلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ {المطففين/26}

“Hitâmuhu miskun ve fî zâlike fel yetenâfesil mutenâfisûn.“

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)