Elâ yazunnu ulâ-ike ennehum meb'ûśûn(e)
(4-6) Onlar, büyük bir gün; insanların, alemlerin Rabbinin huzurunda duracakları gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
Onlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı?
Bu ayet, ahiret inancının temel bir unsuru olan yeniden diriliş (ba's) kavramını, inkarcıların bu gerçeği idrak edemeyişleri üzerinden sorgulamaktadır. Ayet, kıyamet gününün büyüklüğüne vurgu yaparak, bu inkarın vahametini ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'zann' kelimesinin hem kesin bilgiye yakın bir kanaati hem de şüpheye yakın bir tahmini ifade edebileceğini belirtir. Ayetteki kullanımı, 'mutaffifîn'in (ölçüde ve tartıda hile yapanların) yeniden dirilişin gerçekleşeceğine dair kesin bir bilgiye sahip olmamaları, hatta bunu uzak bir ihtimal olarak görmeleri anlamındadır. Bu, onların ahiret sorumluluğundan gafil olmalarının bir göstergesidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'zann' kavramının Kur'an'da genellikle olumsuz bir çağrışımla, yani gerçeğe aykırı veya temelsiz bir inanç olarak kullanıldığını vurgular. Bu ayette de 'yazunnû' ifadesi, inkarcıların yeniden diriliş hakkındaki yanlış ve temelsiz düşüncelerini, bu konuda kesin bilgiye ulaşamamış olmalarını ve dolayısıyla ahiret sorumluluğunu göz ardı etmelerini ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'ülâike' gibi işaret zamirlerinin, işaret edilen grubun özelliklerini vurgulamak için kullanıldığını belirtir. Bu ayette 'ülâike' ile kastedilenler, bir önceki ayetlerde bahsedilen 'mutaffifîn'dir (ölçüde ve tartıda hile yapanlar). Bu zamir, onların bu kötü fiillerini ahiret inancından yoksun olmalarıyla ilişkilendirir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, işaret isimlerinin, işaret edilen varlığın zihinde canlandırılmasına ve ona dikkat çekilmesine hizmet ettiğini ifade eder. Burada 'ülâike' ile, ölçüde ve tartıda hile yapanların, yani Allah'ın emirlerine uymayanların, ahiret inancından yoksunlukları nedeniyle kınandığına dikkat çekilmektedir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ba's' kelimesinin temel anlamının 'göndermek, kaldırmak' olduğunu, ancak Kur'an'da özellikle 'ölümden sonra diriltmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'meb'ûsûn' ifadesi, kıyamet günü tüm insanların hesap vermek üzere yeniden diriltileceği gerçeğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ba's' kelimesinin hem uykudan uyandırmak hem de ölümden sonra diriltmek anlamlarına geldiğini açıklar. Kur'an'da bu kelimenin 'ba's ba'de'l-mevt' (ölümden sonra diriliş) bağlamında sıkça kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'meb'ûsûn' ise, inkarcıların inkar ettiği bu yeniden dirilişin kaçınılmaz bir gerçek olduğunu ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ba's' kavramının Kur'an'da sadece fiziksel dirilişi değil, aynı zamanda bir göreve veya amaca yönelik olarak harekete geçirilme anlamını da taşıdığını belirtir. Bu ayetteki 'meb'ûsûn', insanların sadece diriltilmekle kalmayıp, aynı zamanda dünyadaki amellerinden sorgulanmak üzere Allah'ın huzuruna çıkarılacakları anlamına gelir.
Mutaffifîn Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Onlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı?“ (83/4)
لِيَوْمٍ عَظِيمٍ {المطففين/5}
“Li yevmin azîm.“