İçeriğe atla
Burûc 14Cüz 30 · Sayfa 590

Burûc Sûresi 14. Âyet

البروج

Sohbete sor

Ve huve-lġafûru-lvedûd(u)

O, çok bağışlayandır, çok sevendir.

Bürûc Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

Ve huve-lġafûru-lvedûd(u) Bununla beraber çok bağışlayandır, çok sevendir. (85/14)


Kahhar esmâsı olduğu kahrettiği gibi celali özelliği yani cemâli özelliği olan gafur esmâsı özelliği ile kaimdir.

Gafûr kelimesi, sözlükte “örtmek, gizlemek, kirlenmekten korumak için bir şeyin üstünü örtmek” mânasındaki gafr (gufrânmağfiret) kökünden sıfât olup “birinin kusurunu örten, suçunu bağışlayan” anlamına gelir. Râgıb el-İsfahânî, Allah’a nisbet edilen gufran ve mağfireti O’nun, kulunu azap görmekten koruması şeklinde mânalandırmıştır.[36]

Mütefekkir Muhyiddin-i A’rabi Hazretleri, “İsm-üz-zât, cemi-üs sıfat, esma-i mütekabile ve sıfat-ı mütezatte cem’inin ehadiyetine ALLAH c.c.” denir.

Yani Zâtinin ismi, sıfâtlarının kapsamı, zıt isimlerin top­luluğu ve zâtî sıfatlarının tamamının toplu halde aldığı isme, ALLAH c.c. denir diye tarif etmiştir.

Vedûd; Sözlükte “sevmek, muhabbet etmek” anlamındaki vüdd kökünden türemiş mübalağa bildiren bir sıfat olan vedûd “çok seven, çok sevilen” demektir. Esmâ-i hüsnâdan biri olarak “sâlih kullarını çok seven ve onlar tarafından çok sevilen” mânasına gelir. Kur’ân-ı Kerîm’de vedûd ismi esmâ-i hüsnâdan olan rahîm ve gafûr isimleriyle birlikte iki âyette geçmektedir (Hûd 11/90; el-Burûc 85/14).[37]

Mesnevi-i Şerif, Ahmed Avni Konuk Şerhi 11. Cildinde Hazreti Bilal’in dilinden Vedûd’u şöyle tarif etmektedir.

965. Cisim cühûdun dikenlerinin yarası önündedir, benim cânım o Vedûd'un mesti ve harabıdır.

“Vedûd”, esmâ-i hüsnâdandır. Lügat mâ’nası “muhabbet edici" demektir. Ya’ni, benim cismim zâhirde yahûdinin vurduğu diken yarasının önündedir. Fakat rûhum o kullarına Vedûd olan Hak Teâlâ hazretlerinin sarhoşu ve harabıdır. Binâenaleyh bu zevk-i ma’nevî elem-i cismânînin hicâbı olur.