Ve yetecennebuhâ-l-eşkâ
(11-12) En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kafir) ise, öğüt almaktan kaçınır.
A'lâ ve Gâşiye Sûreleri
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Ve yetecennebuhâ-l-eşkâ” Pek bedbaht olan da ondan kaçınacaktır. (87/11)
“eşkâ” şekavet sözlük anlamı; Haydutluk, soygunculuk; Sıkıntıda kalmak, mutsuzluk, bir kimsenin iç dünyasının kötü ve çirkin bir hale gelmesi dir.
Kelime kökeni harfleri “Elif” “Şın” “Kaf” ve “Ye” dir. Eşkıya da aynı köktendir.
Sözlükte “bedbaht, talihsiz; günahkâr, âsi” gibi mânalara gelen şakî kelimesinin çoğuludur. Ancak eşkıya Türkçe’de farklı bir anlam kazanmış olup “yol kesen” mânasına gelen kātıu’t-tarîk (kuttâu’t-tarîk), “haydut, harâmi” anlamına gelen muhârib kelimelerinin karşılığı olarak kullanılmaktadır. Bu sebeple eşkıyalık ve eşkıya, İslâm ceza hukukunun klasik sistematiğinde had suçları arasında yer alan “hırâbe” suçunun ve suçlusunun Türkçe’deki karşılığını teşkil eder.[39]
Nefsi emmare eşkıyası haramisi varlığını ele geçirdiğinden hakk’ı anmaktan kaçınacaktır.
الَّذِي يَصْلَى النَّارَ الْكُبْرَى {الأعلى/12}
“Ellezî yaslâ-nnâra-lkubrâ”