بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ
سَبِّحِ ٱسْمَ رَبِّكَ ٱلْأَعْلَى
Sebbihi-sme rabbike-l-a'lâ
Yüce Rabbinin adını tespih et.
ٱلَّذِى خَلَقَ فَسَوَّىٰ
Elleżî ḣaleka fesevvâ
O, yaratıp şekillendiren, ahenk veren ve düzene koyandır.
وَٱلَّذِى قَدَّرَ فَهَدَىٰ
Velleżî kaddera fehedâ
O, (her şeyi) ölçüyle yapıp yönlendirendir.
وَٱلَّذِىٓ أَخْرَجَ ٱلْمَرْعَىٰ
Velleżî aḣrace-lmer'â
(4-5) O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çör çöpe çevirendir.
فَجَعَلَهُۥ غُثَآءً أَحْوَىٰ
Fece'alehu ġuśâen ahvâ
(4-5) O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çör çöpe çevirendir.
سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنسَىٰٓ
Senukri-uke felâ tensâ
Sana Kur'an'ı okutacağız ve sen onu unutmayacaksın.
إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّهُۥ يَعْلَمُ ٱلْجَهْرَ وَمَا يَخْفَىٰ
İllâ mâ şâa(A)llâh(u)(c) innehu ya'lemu-lcehra vemâ yaḣfâ
Ancak Allah'ın dilediği başka. Şüphesiz O, açık olanı da bilir, gizliyi de.
وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَىٰ
Ve nuyessiruke lilyusrâ
Biz seni en kolay olana kolayca ileteceğiz.
فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ ٱلذِّكْرَىٰ
Feżekkir in nefe'ati-żżikrâ
O halde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver.
سَيَذَّكَّرُ مَن يَخْشَىٰ
Seyeżżekkeru men yaḣşâ
Allah'a karşı derin saygı duyarak O'ndan korkan öğüt alacaktır.
وَيَتَجَنَّبُهَا ٱلْأَشْقَى
Ve yetecennebuhâ-l-eşkâ
(11-12) En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kafir) ise, öğüt almaktan kaçınır.
ٱلَّذِى يَصْلَى ٱلنَّارَ ٱلْكُبْرَىٰ
Elleżî yaslâ-nnâra-lkubrâ
(11-12) En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kafir) ise, öğüt almaktan kaçınır.
ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَىٰ
Śumme lâ yemûtu fîhâ velâ yahyâ
Sonra orada ne ölür (kurtulur), ne de (rahat bir hayat) yaşar.
قَدْ أَفْلَحَ مَن تَزَكَّىٰ
Kad efleha men tezekkâ
(14-15) Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.
وَذَكَرَ ٱسْمَ رَبِّهِۦ فَصَلَّىٰ
Ve żekera-sme rabbihi fesallâ
(14-15) Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.
بَلْ تُؤْثِرُونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا
Bel tu/śirûne-lhayâte-ddunyâ
Fakat sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz.
وَٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰٓ
Vel-âḣiratu ḣayrun ve ebkâ
Oysa ahiret, daha hayırlı ve süreklidir.
إِنَّ هَـٰذَا لَفِى ٱلصُّحُفِ ٱلْأُولَىٰ
İnne hâżâ lefî-ssuhufi-l-ûlâ
(18-19) Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda, İbrahim ve Musa'nın sayfalarında da vardır.
صُحُفِ إِبْرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ
Suhufi ibrâhîme ve mûsâ
(18-19) Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda, İbrahim ve Musa'nın sayfalarında da vardır.