İçeriğe atla
TefsirA'lâ
Sure 87Mekkî19 ayet

A'lâ

En Yüce

الأعلى

Sûre Hakkında

Adını ilk ayette geçen “Gâşiye” kelimesinden almaktadır. “Gâşiye”, örten, bürüyen anlamlarına gelmektedir. Gâşiye, kıyametin isimlerinden olup onun ürkütücülüğünü ve insanları kuşatacak felâket oluşunu ifade eder. Bu kelimenin yer aldığı ayetin “(Resûlüm!) Dehşeti her şeyi kaplayan kıyametin haberi sana geldi mi?” şeklinde ifade edilmesi ise, önemine dikkat çekme ve korkutma içindir. Sure, "Hel etâke" adıyla da anılmaktadır.

26. ayetten oluşan sûre, Mekke’de inmiştir.

Mushaftaki sıralamada 88., nüzul sırasına göre ise 68. sûredir.

Bu sûrenin temel konuları şunlardır:

Cennet ve cehennem tasvirleri, Allah’ın varlığının, birliğinin ve kudretinin delilleri; varlıkların yaratılışlarından hareketle Allah’a ulaşmak.

Sûrenin temel mesajları şunlardır:

- İnanmayanlar hesap gününde başları önlerine düşmüş bir halde cehenneme atılırlar. Kaynar su içerler. Açlığı gidermeyen dikenli bir tür yiyecek yerler.

- Kıyâmet gününde bir takım yüzler vardır ki, mutludurlar; dünyadaki çabalarından hoşnut olmuşlardır, yüce bir cennettedirler. Orada boş bir söz işitmezler. Bunlar da müminlerdir.

- İnsan, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yeryüzünün nasıl yayıldığına bakmalı; gerek canlı gerekse cansız varlıkların yaratılışlarını inceleyerek, Allah’ın varlığına inanmalıdır.

- Peygamberin görevlerinden biri öğüt vermektir. Surede bu durum şöyle ifade edilir: “O halde (Resûlüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin. Ancak yüz çevirip inkar edene gelince, işte öylesini Allah en büyük azap ile cezalandırır. Şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir. Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.” Bu ayetten anlaşılıyor ki, mümin, Peygamberi örnek alarak, çevresindekilere öğüt vermeli, onlar üzerinde zorlayıcı olmamalıdır.


Sûre-i şerifin, kısaca sayı değerlerine bir göz atalım.

(88) Mushaf sıra numarası.

(68) Nüzul sıra numarası.

(31) Alfabetik sırası.

(30) Cüz sırası.

(26) Âyet sayısı.

(26) Fasıla harfleri.

(235) Genel toplamdır.

Bu sayı değerlerinin birçok bağlantıları vardır. Ancak fazla vaktinizi almamak için genel sayıları ve bağlantısını vermekle yetinelim.


Fâsıla harfleri ت، ة، ر، ع، م harfleridir.

“Te” 4 Adet olması Tevhid-i Ef’âl, Tevhid-i Esmâ, Tevhid-i Sıfât, Tevhid-i Zât.

“Ta-i Merbuta” 14 âdet toplam Te 18 adet “Ente” Sen’in tüm mertebeleri kapsaması “Levlâke levlâk lemâ halaktü'l- eflâk” (sen olmasaydın, sen olmasaydın âlemleri halk etmezdim.)

“Rı” 4 adet İslamın şifre sayısı içinde Rablık, terbiye…

“Ayın” 2 adet zâhir bâtın müşahade.

“Mim” 2 adet, Hazret-i Muhammed ve Hakikat-i Muhammedi.


Sûre-i şerifin sayı değerlerine bakalım;

(غاشية) Gaşiye sûre ismi “Gayın-1000” “Elif-1” “Şın-300” “Ye-100” Te: 400 harf değerlerinden oluşmaktadır.

(1000+1+300+10+400= 1711) dur. 1+7+1+1= 10 dur.

Mushaf sıralamasında (88) (8+8=16) nüzul sıralamasında (31) (13) dür. 26 âyettir. (2+6=8) dir. Genel sayı toplamı 235 idi. (5+7+3=10) durr. (10+16+13+8+10= 57) dir. 5+7=12 dir.

(12) Hakikat-i Muhammediyyedir.

Geldimi sana GAŞİYE haberi, Allah aşığının büyük değeri, Yaslanmış döşeklerine seferi, Rahman Rahiym olan Allâh'ın adıyla,

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ

1Cüz 30 · Sayfa 591

سَبِّحِ ٱسْمَ رَبِّكَ ٱلْأَعْلَى

Sebbihi-sme rabbike-l-a'lâ

Yüce Rabbinin adını tespih et.

2Cüz 30 · Sayfa 591

ٱلَّذِى خَلَقَ فَسَوَّىٰ

Elleżî ḣaleka fesevvâ

O, yaratıp şekillendiren, ahenk veren ve düzene koyandır.

3Cüz 30 · Sayfa 591

وَٱلَّذِى قَدَّرَ فَهَدَىٰ

Velleżî kaddera fehedâ

O, (her şeyi) ölçüyle yapıp yönlendirendir.

4Cüz 30 · Sayfa 591

وَٱلَّذِىٓ أَخْرَجَ ٱلْمَرْعَىٰ

Velleżî aḣrace-lmer'â

(4-5) O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çör çöpe çevirendir.

5Cüz 30 · Sayfa 591

فَجَعَلَهُۥ غُثَآءً أَحْوَىٰ

Fece'alehu ġuśâen ahvâ

(4-5) O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çör çöpe çevirendir.

6Cüz 30 · Sayfa 591

سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنسَىٰٓ

Senukri-uke felâ tensâ

Sana Kur'an'ı okutacağız ve sen onu unutmayacaksın.

7Cüz 30 · Sayfa 591

إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّهُۥ يَعْلَمُ ٱلْجَهْرَ وَمَا يَخْفَىٰ

İllâ mâ şâa(A)llâh(u)(c) innehu ya'lemu-lcehra vemâ yaḣfâ

Ancak Allah'ın dilediği başka. Şüphesiz O, açık olanı da bilir, gizliyi de.

8Cüz 30 · Sayfa 591

وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَىٰ

Ve nuyessiruke lilyusrâ

Biz seni en kolay olana kolayca ileteceğiz.

9Cüz 30 · Sayfa 591

فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ ٱلذِّكْرَىٰ

Feżekkir in nefe'ati-żżikrâ

O halde, eğer öğüt fayda verirse, öğüt ver.

10Cüz 30 · Sayfa 591

سَيَذَّكَّرُ مَن يَخْشَىٰ

Seyeżżekkeru men yaḣşâ

Allah'a karşı derin saygı duyarak O'ndan korkan öğüt alacaktır.

11Cüz 30 · Sayfa 592

وَيَتَجَنَّبُهَا ٱلْأَشْقَى

Ve yetecennebuhâ-l-eşkâ

(11-12) En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kafir) ise, öğüt almaktan kaçınır.

12Cüz 30 · Sayfa 592

ٱلَّذِى يَصْلَى ٱلنَّارَ ٱلْكُبْرَىٰ

Elleżî yaslâ-nnâra-lkubrâ

(11-12) En büyük ateşe girecek olan en bedbaht kimse (kafir) ise, öğüt almaktan kaçınır.

13Cüz 30 · Sayfa 592

ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَىٰ

Śumme lâ yemûtu fîhâ velâ yahyâ

Sonra orada ne ölür (kurtulur), ne de (rahat bir hayat) yaşar.

14Cüz 30 · Sayfa 592

قَدْ أَفْلَحَ مَن تَزَكَّىٰ

Kad efleha men tezekkâ

(14-15) Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.

15Cüz 30 · Sayfa 592

وَذَكَرَ ٱسْمَ رَبِّهِۦ فَصَلَّىٰ

Ve żekera-sme rabbihi fesallâ

(14-15) Arınan ve Rabbinin adını anıp, namaz kılan kimse mutlaka kurtuluşa erer.

16Cüz 30 · Sayfa 592

بَلْ تُؤْثِرُونَ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا

Bel tu/śirûne-lhayâte-ddunyâ

Fakat sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz.

17Cüz 30 · Sayfa 592

وَٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰٓ

Vel-âḣiratu ḣayrun ve ebkâ

Oysa ahiret, daha hayırlı ve süreklidir.

18Cüz 30 · Sayfa 592

إِنَّ هَـٰذَا لَفِى ٱلصُّحُفِ ٱلْأُولَىٰ

İnne hâżâ lefî-ssuhufi-l-ûlâ

(18-19) Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda, İbrahim ve Musa'nın sayfalarında da vardır.

19Cüz 30 · Sayfa 592

صُحُفِ إِبْرَٰهِيمَ وَمُوسَىٰ

Suhufi ibrâhîme ve mûsâ

(18-19) Şüphesiz bu hükümler ilk sayfalarda, İbrahim ve Musa'nın sayfalarında da vardır.