İçeriğe atla
A'lâ 4Cüz 30 · Sayfa 591

A'lâ Sûresi 4. Âyet

الأعلى

Sohbete sor

Velleżî aḣrace-lmer'â

(4-5) O, yeşil bitki örtüsünü çıkaran, sonra da onları çürüyüp kararmış çör çöpe çevirendir.

A'lâ ve Gâşiye Sûreleri

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Vellezî ahrace-lmer’â” Otlağı çıkaran, (87/4)


“Mera” Otlak, Koyunları otladığı çimenlik alandır. Çimen ise bitki olduğundan Tevhid-i Ef’âl bilgilerinin çıkmasıdır. Ve bizlerde ise bu otlağın çıkması düşüncelerimizde Tevhid-i Ef’âl bilgilerimizin yeşermeye başlaması, sarardığı zaman ise bu bilgilerden razı olunmasıdır.

Mevlânâ hazretleri "ahrace'l-mer'â" hakkında Mesnev-i şerifte şu beyitleri bizlere söylemişlerdir;

3231. Vaktâki sürüden bir koyun ırmaktan sıçradı, binâenaleyh birbiri ardınca o taraftan hepsi sıçrarlar.

Havâssin[19] bu hâli, bir koyunun sürüden ayrılıp ırmaktan atlayarak öteye geçmesine benzer ki, koyunun birisi atlayınca diğerleri de birer birer onun arkasından atlarlar.

3232. Havâssinin koyunlarını sür; "ahrace'l-mer'â"dan olan otlakta otlat!

Bu beyt-i şerîfte, (A’lâ, 87/1-4) ya’ni, “Cemî’-i merâtib-i mukayyedesinin fevkinde olan Rabb-i mutlakın zâtını, bu mukayyedâttan tenzih et! O öyle Rabb-i mutlaktır ki, eşyâyı halkedip, kemâl-i intizâm ile tesviye etti ve hepsinin isti’dâdına muvâfık ihtiyâcâtını takdir edip, kendi sırât-ı müstakimlerine hidâyet etti; ecsâmın tagaddilerine lâzım olan zâhirî mer’âları ve ervâhın tagaddilerine muktezî olan gaybî mer’âları zâtından çıkardı!” âyet-i kerîmesine işâret buyurulur. Bu âyet-i kerîmenin nüzûlünden sonra Resûl-i zîşân Efendimiz bu tesbîh hakkında, ya’ni, “Bu ‘sübhâne Rabbiye’l-A’lâ’ teşbihini secdelerinizde yapınız!” buyurdular, Cenâb-ı Pîr efendimiz “mer’â”yı, mer’â-yı gaybî ma’nâsına almışlardır. Zîrâ âlem-i gaybden olan “âlem-i misâl-i mutlak” berzahtır. Havâs koyunlan âlem-i kevn ırmağından âlem-i misâl mer’âsına atlarlar; ondan sonra Hakk’ın keşfi kadar, hakâyık-ı eşyâ, ya’ni a’yân-ı sâbite gülzârına girerler.

3233. Tâ ki orada sünbül ve reyhan otlasınlar; tâ ki hakâyık gülzânna yol götürsünler!

Tâ ki o havâssinin koyunlan o âlem-i misâl-i mutlakta, rûhânî olan sünbül ve reyhânı otlasınlar ve oradan Hakk’ın inâyeti ve ihsânı kadar, hakâyık gülzârı olan ilm-i İlâhî gülzârına yol bulsunlar![20]

Nusret Tura ra. den bu otlak hakkında kısa bir bölüm;

Akıllı çiftçiler çorak ve kurak araziye tohum ekmezler. Sen de gönlünü taşlardan, vahşi otlardan temizlersen bol mahsul idrâk edebilirsin.

Gönül kütüphanesindeki aşk ilminin mahrem kısımlarından pek azı pazara çıkmıştır. Kendisini bilen, gönül kitabını okuyan, Kur’ân-ı Kerîm-i tamamen hatmetmiş demektir. "İnsan Kur’ân-ı nâtıktır" vecizesi bu suretle ispat edilmiş olur.[21]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)