Feyu'ażżibuhu(A)llâhu-l'ażâbe-l-ekber(a)
(23-24) Ancak, kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
Allah ona en büyük azap ile azap edecek.
Bu ayet, Allah'a karşı yüz çeviren ve inkar edenlerin karşılaşacağı en büyük azabı ifade etmektedir. Temel olarak 'azap' kavramının şiddetini ve büyüklüğünü vurgulayarak ilahi cezalandırmanın niteliğini ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'azâb' kelimesinin kökenini 'tatlı sudan uzaklaşmak' (azb) ile ilişkilendirir ve bu fiilin 'acı ve elem verici bir şeye maruz bırakmak' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'feyu'azzibuhu' fiili, Allah'ın inkar edenleri bu elem verici duruma sokacağını ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'ta'zîb'in, birine azap çektirmek, eziyet etmek olduğunu belirtir. Ayetteki bu fiil, Allah'ın inkar edenlere yönelik doğrudan ve kesin bir cezalandırma eylemini, yani onları azaba duçar kılmasını anlatır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'Allah' isminin, 'ibadet edilen' (el-me'lûh) anlamından geldiğini ve tüm isimleri kuşatan yüce bir isim olduğunu belirtir. Ayetteki 'Allah', cezalandırma fiilinin faili olarak, mutlak güç ve otorite sahibi olanı ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'Allah' kavramının Kur'an'daki merkeziyetini ve O'nun mutlak biricik, yaratıcı ve hükmedici varlık olarak tasvir edildiğini vurgular. Bu ayette 'Allah', inkar edenleri cezalandırma yetkisine sahip nihai otoriteyi temsil eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'azâb' kelimesini 'elem ve sıkıntı veren şey' olarak açıklar. Ayetteki 'el-azâb', inkar edenlere verilecek olan acı verici ve ıstıraplı cezayı ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'azâb'ın, 'bir şeyi engellemek, alıkoymak' anlamından geldiğini ve 'elem veren şey' olarak kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'el-azâb', Allah'ın inkar edenleri hayırdan ve rahmetten alıkoyarak onlara tattıracağı acı verici karşılığı ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'ekber' kelimesinin 'büyüklük' (kibr) kökünden türeyen bir ism-i tafdîl (üstünlük ismi) olduğunu ve 'en büyük, en yüce' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'el-ekber', verilecek olan azabın diğer azaplardan daha şiddetli ve kapsamlı olduğunu vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'ekber' gibi ism-i tafdîllerin, niteliğin en üst düzeyde olduğunu ifade ettiğini belirtir. Bu ayette 'el-ekber', Allah'ın inkar edenlere uygulayacağı azabın, nitelik ve nicelik bakımından en şiddetli ve en korkunç olduğunu pekiştirir.
A'lâ ve Gâşiye Sûreleri
Terzibaba - Necdet Ardıç
Feyu’azzibuhu(A)llâhu-l’azâbe-l-ekber(a) Allah ona en büyük azap ile azap edecek.(88/24)