İçeriğe atla
Ğâşiye 7Cüz 30 · Sayfa 592

Ğâşiye Sûresi 7. Âyet

الغاشية

Sohbete sor

Lâ yusminu velâ yuġnî min cû'(in)

O, ne besler ne de açlıktan kurtarır.

A'lâ ve Gâşiye Sûreleri

Terzibaba - Necdet Ardıç

O da ne besler, ne de açlığı giderir.(88/7)


وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ {الغاشية/8}

Yüzler de var ki, o gün nimetle mutludur.

Vucûhun yevme-izin nâ’ime(tun)”


Naim sözlük anlamı; Cennetü'n-Naîm: On üç ayette geçmektedir. Arapça'da "refah, huzur, mutlu hayat" anlamına gelen nimet kelimesinden daha kapsamlı bir muhtevaya sahip olan naîm, insana mutluluk veren maddî ve manevî bütün güzellikleri ifade etmektedir.[53]

Şuara sûresinde;

Vec’alnî min veraseti cenneti-nne’îm(i)

“Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle.”(26/85)


Hazreti İbrâhîm a.s. cenneti naimin varislerinden olmak için dua etmiştir.

Bu dünya hayatında cennet bahçeleri efendimiz s.a.v in buyurduğu gibi zikir ve ilim meclisleridir. Bugünden cennet-irfana dahil olmamız gerekmektedir.

Allah Resûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem ve ashabı bir sohbet meclisinde oturuyorlarken, Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem:

“Cennet bahçelerine uğradığınız zaman istifade ediniz.” buyurdular. Sahabeler:

“Cennet bahçeleri nerelerdir, yâ Rasûlâllah?” diye sordular. Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem:

“Oralar, ilim/zikir meclisleridir.” buyurarak cevap verdi.[54]

O gün kimseler vecih yani tüm yönleriyle izinlidirler, neye izinlidirler aşağıda yazılan izinli zikir ile esmâ-sıfât-zât tarikat, hakikat, marifet mertebesi nereye gelmiş ise oraya kadar rablerinini hatırlamaya izinlidirler Zikr, iki yönlü izah edilebilir; birinci yönü, kişi her-hangi bir “esmâ-i ilâhiyye”yi veya duayı belirli veya belirsiz sayılarla tekrar etmektir ki bu da iki türlüdür.

Birincisi; kişinin kitaplardan veya çevresinden aldığı bazı tavsiyelerle, kendi başına çektiği zikirlerdir; bundan ahirette sevap beklemektedir. İyi niyetiyle yapılan bu çalışmalar kişiye az da olsa huzur sağlar; şeriat mertebesi zikridir.

İkincisi; İzinli zikirlerdir ki bunlar da üç kısımdır. İzinli zikirlerin birinci kısmı; esmâ - tarikat mertebesi itibariyle “şeyh” diye isimlendirilen bazı kimselerin kendi sistemleri içerisinde, belirli sayı ve kurallarla telkin ettikle-ri “esmâ-i ilâhiyye”lerdir. Bunlar kişide, az da olsa muhabbet ve iyi ahlâkın artmasına sebebolurlar. Ancak burası oldukça da tehlikeli bir yerdir. Zikir veren kişinin mutlak o yerin (mertebenin) ehli olması lâzımdır; aksi halde psikolojik mânâda istenmeyen haller meydana gelebilir, kişinin sosyal dengeleri de bozulabilir.

İzinli zikirlerin ikinci kısmı; sıfât - hakikat mertebesi itibariyle “arif” diye isimlendirilen bazı kimselerin, kendi sistemleri içerisinde, belirli sayı ve kurallarla telkin ettikleri “esmâ-i ilâhiyye”lerdir. Bunlar kişide çok daha geniş ufuklar açarak kendi gerçek ilâhi kimliğini bulmasına ve kendini yakıynen tanımasına sebebolur.

Daha evvelki mertebelerde çektiği zikirlere hayâl ve duygular, kısmen de olsa karıştığı halde, burada kendi gerçek kimliğini bulmaya başladığından hayâl ve vehimin burada pek etkisi kalmaz; ilk irfaniyyet mertebesidir. Ehlini bulmak oldukça zordur.

İzinli zikirlerin üçüncü kısmı; zât – marifet mertebesi itibariyle “arif-i billâh” diye isimlendirilen bazı kimselerin ilâhi sistem içerisinde, belirli sayı ve kurallarla telkin ettikleri “esmâ-i ilâhiyye”lerdir. Bunlar kişide daha da geniş ufuklar açarak, kendi gerçek ilâhi kimliğini bulduktan sonra, oradan yola çıkarak, “hakikat-i ilâhiyye”yi, Allah’ın hakikatini gerçek mânâsıyle bulmaya başlar.

Burası gerçekten oldukça güç, güç olduğu kadar da mühim ve değerli bir saha; epey de yüksek bir irfaniyyet ufkudur. Ehlini bulmak çok zordur.