Vucûhun yevme-iżin nâ'ime(tun)
O gün birtakım yüzler vardır ki, nimet içinde mutludurlar.
Yüzler de var ki, o gün nimetle mutludur.
Bu ayet, kıyamet gününde müminlerin yüzlerinin alacağı durumu tasvir etmektedir. 'Vücûh' kelimesiyle genel bir ifade kullanılırken, 'nâ'ime' kelimesi bu yüzlerin sahip olacağı özel bir nimeti ve güzelliği vurgulamaktadır. Ayet, ahiret saadetinin bir veçhesini dilbilimsel bir incelikle sunar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'vech' kelimesinin asıl anlamının 'yönelinen taraf' olduğunu belirtir ve insanın ön tarafı için kullanıldığını ifade eder. Ayetteki 'vücûh' ise, ahiretteki kişilerin bizzat kendilerini, özellikle de onların dışa yansıyan hallerini, yani yüzlerini temsil eder. Bu kullanım, kişinin genel durumunu ve halini yüzünden anlama geleneğiyle de örtüşür.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'vücûh' kelimesinin Kur'an'da farklı bağlamlarda kullanıldığını, ancak burada 'yüzler' anlamında olduğunu ve özellikle kıyamet günündeki insanların hallerini tasvir etmek için geldiğini belirtir. Bu, ahiret tasvirlerinde yüzlerin, kişinin akıbetini yansıtan bir ayna olarak görülmesiyle ilişkilidir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'vech' kelimesinin sadece fiziksel yüzü değil, aynı zamanda bir şeyin özünü, yönünü veya bir kişinin kimliğini de ifade edebileceğini belirtir. Bu ayette ise, 'vücûh' kelimesi, müminlerin ahiretteki genel durumlarının ve mutluluklarının bir göstergesi olarak, onların dışa yansıyan hallerini, yani yüzlerini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'nâ'ime' kelimesinin 'na'îm' kökünden geldiğini ve 'nimetlenmiş, rahatlık içinde' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'nâ'ime' ifadesi, cennet ehlinin yüzlerinin, aldıkları nimetler ve yaşadıkları mutluluk sebebiyle parlayacağını, güzelleşeceğini ve rahatlık içinde olacağını gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'nâ'ime' kelimesini 'mutlu, sevinçli' olarak açıklar. Bu, yüzlerin sadece fiziksel olarak güzel olmasından ziyade, içsel bir huzur ve sevinçten kaynaklanan bir parlaklık ve canlılık taşıdığını ima eder. Yüzdeki bu parlaklık, cennet nimetlerinin bir yansımasıdır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'nâ'ime' kelimesinin 'nimetlenmiş, hoşnut ve rahat' anlamlarına geldiğini vurgular. Ayetteki kullanımıyla, müminlerin yüzlerinin, ahiretteki cennet nimetleri ve Allah'ın rızası sebebiyle neşe ve güzellikle dolup taşacağını, bu durumun yüzlerine yansıyacağını ifade eder.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'nâ'ime' kelimesinin 'nimet' kökünden türediğini ve 'nimetlenmiş, refah içinde, mutlu' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'vücûhun nâ'imeh' ifadesi, müminlerin yüzlerinin, cennetin sunduğu tüm güzellikler ve huzurla parlayacağını, bu durumun onların içsel ve dışsal hallerine yansıyacağını gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.