Velleyli iżâ yesr(i)
Geçip giden geceye andolsun (ki, müşrikler azaba uğrayacaklardır).
Gitmekte olan geceye.
Fecr Suresi'nin 4. ayeti, 'gece' kavramı üzerinden yemin ederek, zamanın akışındaki ilahi kudrete ve ibretlere dikkat çekmektedir. Ayet, gecenin hareketini ve geçişini vurgulayarak, bu doğal olayın derin anlamlarını düşünmeye davet eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'leyl' kelimesinin gündüzün zıddı olduğunu ve Kur'an'da genellikle Allah'ın kudretine ve yaratılışındaki hikmetlere delil olarak zikredildiğini belirtir. Bu ayetteki kullanımı, gecenin gelip geçişindeki düzenin ve bu düzenin yemin konusu yapılmasının önemini vurgular.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'leyl' kelimesinin Kur'an'da bazen mecazi anlamlar taşıyabileceğini belirtse de, bu ayetteki kullanımının doğrudan 'gece' zaman dilimini ifade ettiğini ve üzerine yemin edilen bir varlık olarak zikredildiğini açıklar. Yemin, gecenin kendisinin değil, onun yaratılışındaki ve akışındaki ilahi kudretin büyüklüğüne işaret eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'gece' (leyl) kavramının genellikle Allah'ın kudretinin bir işareti, dinlenme ve tefekkür zamanı olarak sunulduğunu ifade eder. Bu ayetteki yemin, gecenin sadece fiziksel bir olgu olmaktan öte, insan için derin anlamlar taşıyan kozmik bir fenomen olduğunu vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'yesrî' fiilinin 'gece yolculuk yapmak', 'gece yürümek' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, gecenin kendisinin bir yolcu gibi hareket ettiğini, yani zamanın akışında sürekli ilerlediğini mecazi bir dille ifade eder. Bu, gecenin durağan değil, dinamik bir varlık olduğunu gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'serâ' fiilinin geceleyin hareket etme anlamını taşıdığını ve bu ayette gecenin kendisinin hareketini, yani zamanın geçişini tasvir ettiğini açıklar. Fiilin sonundaki 'yâ' harfinin hazfedilmesi (aslı 'yesrî') ise, Kur'an'ın belagatına uygun bir kısaltma olup, akıcılığı ve hızı vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'serâ' kökünün temel anlamının 'geceleyin yol almak' olduğunu ve bu ayette gecenin kendisinin bir yolcu gibi hareket etmesini, yani zamanın akışını ve geçiciliğini sembolize ettiğini belirtir. Bu kullanım, gecenin sadece bir zaman dilimi değil, aynı zamanda bir hareket ve değişim süreci olduğunu vurgular.
Fecr Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Âdem (a.s.)’dan itibâren başlayan İbrâhim (a.s.)’ın ayak izi ile devâm eden Efendimiz (s.a.v)’de mi’raca ulaşan bir seyirden bahsedilmektedir.
Cenâb-ı Hakk (c.c)’ın yemin etmesi bu konu üzerinde çok ciddi bir şekilde durulması gerektiğinin göstergesidir.
Gece yürüyüşü Kûr’ân-ı Kerîm’de Beni İsrâîl hakkında daha belirgin olarak anlatılmaktadır.
Yâkub (a.s.)’ın lâkabı “isr” dir. Kardeşiyle olan bir ihtilâf nedeniyle yakın bir kasabada olan akrabaların yanına ulaşmak isteyen Yâkub (a.s.) gündüzleri gizli yerlerde hem dinlenip hem gizlenerek sâdece geceleri yürüdüğünden kendisine bu lâkap verilmiştir.
“Yâkub” ise kelime anlamı olarak kendi lîsanlarında (Abdullah ve saffetullah) “Allah’ın saf ve temiz kulu” demektir. Bu durumda, “Gece yürüyen Allah’ın saf ve temiz kullarının çocukları” sonucu ortaya çıkmaktadır.
Ümmeti Muhammed’e bu ifâdeyi çevirdiğimizde gece nafile ibâdetlerini yaparak seyri sülûk yolunda ilerleyen dervişlerden bahsedilmektedir. İşte bu hüküm seyri sülûk yolunda Mûsevîyyet mertebesinde en belirgin hâle gelmektedir. Daha sonra bu yürüyüş Îsâ (a.s.) ile göğe yükseliş. Daha sonrada, Muhammed (s.a.v.) ile de, (sübhanellezi esrâ biabdihi leylen…17/1) şef’iyyetten vitr’iyyet’e kemâlini bulmaktadır.
Ve gecenin kemâlatında sabah olmaktadır ki fenâfillahtan bakâbillaha ulaşmaktır. Bu durum ise sâdece ümmeti Muhammed’e hastır diğer mertebelerin böyle bir fecr’i yoktur.
هَلْ فِي ذَلِكَ قَسَمٌ لِذِي حِجْرٍ
(Hel fî zâlike kasemun lizî hicrin. )