Hel fî żâlike kasemun liżî hicr(in)
Şüphesiz bunlarda, akıl sahibi bir kimse için üzerine yemin edilmeye değer bir özellik vardır.
Nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?
Fecr Suresi'nin 5. ayeti, 'hicr' kavramı üzerinden akıl ve idrakin önemine vurgu yaparak, yemin edilen şeylerin değerini ancak akıl sahiplerinin kavrayabileceğini belirtmektedir. Ayet, yeminlerin ardındaki hikmeti anlamak için akli melekelere sahip olmanın gerekliliğini dilbilimsel olarak ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kasem' kelimesinin asıl anlamının 'bir şeyi bölmek, taksim etmek' olduğunu belirtir. Ancak Kur'an'da daha çok 'yemin etmek' anlamında kullanıldığını, çünkü yemin eden kişinin kendini bir şeye bağladığını ve adeta sözünü ikiye böldüğünü ifade eder. Ayetteki 'kasem', üzerine yemin edilen şeylerin büyüklüğünü ve akıl sahipleri için taşıdığı değeri ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kasem' kelimesini 'yemin' olarak açıklar ve Kur'an'da bu kelimenin Allah'ın bir şeye yemin etmesi veya insanların yemin etmesi bağlamında kullanıldığını belirtir. Fecr Suresi'ndeki bu kullanım, yemin edilen varlıkların (gece, gündüz vb.) akıl sahibi için ne kadar büyük birer delil ve ibret olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kasem'in Kur'an'daki kullanımının sadece bir sözü pekiştirmekten öte, yemin edilen şeyin kutsallığına veya önemine dikkat çekmek olduğunu belirtir. Fecr Suresi'nde 'kasem', yemin edilen varlıkların (şafak, on gece vb.) Allah'ın kudretine ve yaratılışındaki hikmetlere işaret eden 'ayetler' olduğunu vurgular, bu da akıl sahipleri için derin bir anlam taşır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'zû' kelimesinin 'sahip olma' ve 'ait olma' anlamlarını taşıdığını belirtir. Ayetteki 'li-zî hicr' ifadesi, 'hicr'e sahip olan kişi' anlamına gelir ve bu bağlamda akıl ve idrak sahibi olanları işaret eder. Bu, yemin edilen şeylerin değerini ancak bu niteliğe sahip olanların anlayabileceğini gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'zû' kelimesinin 'sahibiyet' ve 'ilişki' bildiren bir isim olduğunu açıklar. Ayetteki 'li-zî hicr' ifadesi, 'hicr' (akıl) sahibi olan kimselere özgü bir durumu ifade eder. Bu, yeminlerin ve işaretlerin ancak akıl sahipleri tarafından idrak edilebileceği anlamına gelir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'hicr' kelimesinin Kur'an'da 'akıl' anlamında kullanıldığını belirtir. Çünkü akıl, insanı kötü fiillerden alıkoyar ve onu korur. Ayetteki 'li-zî hicr' ifadesi, yemin edilen şeylerin (şafak, on gece vb.) ancak akıl sahipleri tarafından anlaşılabilecek derin anlamlar taşıdığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hicr' kelimesinin asıl anlamının 'menetmek, alıkoymak' olduğunu ve bu anlamdan türeyerek 'akıl' için kullanıldığını ifade eder. Zira akıl, insanı yanlışlardan alıkoyar. Ayetteki 'hicr', yemin edilen şeylerin hikmetini ve delaletini kavrayabilecek, idrak sahibi olan kişiyi ifade eder.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'hicr' kelimesinin 'akıl' ve 'idrak' anlamında kullanıldığını, çünkü aklın insanı kötü şeylerden alıkoyduğunu ve doğruya yönelttiğini belirtir. Fecr Suresi'ndeki bu kullanım, yeminlerin ve işaretlerin ancak akıl ve idrak sahibi olanlar için birer delil teşkil ettiğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hicr' kelimesinin Kur'an'daki kullanımının 'akıl', 'idrak' ve 'anlayış' gibi zihinsel yetenekleri ifade ettiğini belirtir. Bu ayette 'hicr', yemin edilen kozmik olayların ardındaki ilahi kudreti ve hikmeti kavrayabilecek derin düşünceye sahip olanları işaret eder.
Fecr Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
Cenâb-ı Hakk (c.c) buraya kadar gelen yeminlerin hepsini toplayarak, hepsi bu kadar açık olan hakikâtlere aslında yemin etmeye gerek varmıdır diyor. Akıl sahibi olanlar zâten bunları kendisi bulur çıkarır mânâsına’dır.
أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبِّكَ بِعَادِ
(E lem tere keyfe feale rabbuke bi âdin. )