İçeriğe atla
Tevbe 116Cüz 11 · Sayfa 205

Tevbe Sûresi 116. Âyet

التوبة

Sohbete sor

İnna(A)llâhe lehu mulku-ssemâvâti vel-ard(i)(s) yuhyî veyumît(u)(c) vemâ lekum min dûni(A)llâhi min veliyyin velâ nasîr(in)

Şüphesiz göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah'ındır. O, diriltir ve öldürür. Sizin için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.

Tevbe Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

İnna(A)llâhe lehu mulku-ssemâvâti vel-ard(i) yuhyî veyumît(u) vemâ lekum min dûni(A)llâhi min veliyyin velâ nasîr(in) Şüphesiz göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız Allah’ındır. O, diriltir ve öldürür. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır. (9/116)


Zât-i ifade ile gönül göğünün ve beden arzının hükümranlığının Allah c.c. ait olduğunu ahadiyet mertebesi haber vermektedir.

Bu âlem ve bizlerin varlığı aslında her an hayy ve hu esmâları ile dirilip, ölmekteyiz… Bi an âdem de bir an var olmaktadır bu âlemler.

( Tevbe 9/116) Ve sizin için ondan başka ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı.

Yukarıda ifade edilen Âyet-i kerîme’de (yardım) ın ancak hakk’a ait olduğu belirtilmektedir. Bu anlayış içerisinde yapılan kul cihetinden olan yardımlar dahi hakk’ın yardımı olarak kabul edilebilir. Bunun en geniş örneğini ise (Medîne’li Ensâr) göstermiştir. Tabi-i ki, (mekke’li Muhacir’în) hazarat-ı dahi ilk büyük yardımcı-lar’dır.

Bir kimse Hakk’ta fâni-baka billâh hükmüne girmişse, fizîken görünen yardımcı kendi zannediliyor iken aslında ondan yardımda bulunan Hakk’tır.

Eğer bir kimse kendi beşeri bireysel benliği ile yardımda bulunuyor ise o yardım kişiye bağlanır. Çünkü kendinde bulunan Hakk’ın varlığından haberi olmadığından tanıdığı ve bildiği kimlik kendi nefs-î kimliği olduğundan yardım fiil-i kendi nefsine ait olur.

(İnnellezîne yübayiuneke innemâ yübayiunellah yedullahi fevka eydîhim femen nekese fe innemâ yenküsü alâ nefsihî femen evfa bima ahede aleyhullahe feseyü’tihi ecran azîmâ)

48/10. “Şüphe yok, sana bîy'at edenler, muhakkak ki, Allah'a bîy'at ederler. Allah'ın eli, onların ellerinin üstün-dedir. Artık kim -ahdini- bozarsa kendi aleyhine bozmuş olur ve her kim de Allah ile üzerine sözleşmede bulunduğu şeyi yerine getirirse ona da -Allah Teâlâ- büyük bir mükâfat verecektir.”

(Bilindiği gibi bu Âyet-i Kerîme ilk derse başlarken ve ders geçirilirken el ele tutularak okunan Âyet-i Kerîme’dir.)

(İnnellezîne) “muhakkak o kimseler ki,” Görüldüğü gibi burada tahsis yapılmakta bir tahsis yapılmakta, hitap bütün insânlara değil belirli bir guruba ve Hz. Peygamberin çok yakının da olan kimseleredir. Biat-ın ilk şartı gönülden yakınlık olmasıdır. Biat ehli alma ve olma ehli olanlardır.

(Yübayiuneke) “Sana bîy’at ediyorlar” tabi olup alış veriş yapıyorlar. Bayi, bilindiği gibi alış veriş yapılan yerdir. Âyet-i Kerîme’de belirtilen (bayi) ise Hz. Rasûlüllah’ın sahibi olduğu Ulûhiyyet hakikatlerinin pazarlandığı âlemlerin en büyük (bayisi) dir. Her Peygamber Ulûhiyyet hakikatlerinden kendi mertebesi olan hakikat-i pazarlamakta yani, o mertebenin ilminin bayisi olmakta, Hz. Peygamber Efendimiz ise (biat) ehli ne en geniş Ulûhiyyet hakikatlarini ifşa etmekte ve pazarlamaktadır. Yani açığa çıkarmaktadır. Âyet-i Kerîme nin diğer ifadesi ise (senin bayi’in den alış veriş ederler) bu alış verişte, Hz. Peygamberden ilâh-î ilim ve muhabbet alanlar, her alış verişin bir bedeli olduğu gibi, acaba bu alış verişin karşılığında ne vermeleri icap etmiş tir. Bunun cevabını (Tevbe Sûresi 9/111 Âyetinde) ve benzerlerinde görmekteyiz.

9/111. “Şüphe yok ki. Allah Teâlâ mü'minlerden nefisleri ni ve mallarını cennet muhakkak onların olması karşılığında satın almıştır. Allah Teâlâ yolunda savaşacaklar da öldürecekler ve öldürüle-ceklerdir. Onların öyle cennete konulmaları, Tev-rat'ta, İncil'de ve Kûr'ân'da zikredilmiş, hakk olan bir ilâhî va'ddır. Ve sözünü Allah Teâlâ'dan daha fazla yerine getirebilen kim vardır?. Artık yapmış olduğunuz o alış verişten dolayı size müjdeler olsun ve işte bu, en büyük bir kurtuluştur.” Yorum yapmadan sadece meâl olarak geçelim.[128]

İşte biat eden o mü’minler, biat esnasında Ulû-hiyyet hakikatleri için nefislerini, cennet için de mallarını vermişlerdir.

(innemâ yübayiunellah) Sana biat edip alış veriş yapanlar, senin varlığında, (hakikatte bu biat ve alış verişi Allah ile yapmaktadırlar.) Beyanı görüldüğü gibi ne müthiş bir ifade dir ve Hz. Peygamber Efendimizin de, Hakk’ın indindeki yüce yerini açık olarak göstermektedir.[129]


Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(2)