Vemâ ḣaleka-żżekera vel-unśâ
Erkeği ve dişiyi yaratana andolsun ki,
Beled, Şems, Leyl, Duhâ ve İnşirâh Sûreleri
Terzibaba - Necdet Ardıç
Tek nefis olan Vahidiyyet’ten “erkek ve dişi hükmünde olan, fâil ve mef’ûl-u halketti. Tek nefsin varlığında, bâtın’ın da mevcud olan dişilik ve erkeklik hakikatlerini iki görünüm ile ortaya çıkardı, böylece biri fâil biri mef’ul olmak üzere ikiliğe “şef” iyyet-e geçerek onlardan da diğerlerini halketti. Bu oluşum bütün âlemde geçerlidir her şey erkek ve dişi olmak üzere hayatlarını sürdürürler. Eğer âlemde sadece “zekera” hükmünde olan varlıklar olsa idi. Tecelli-i İlâh-î sadece “akl-ı küll-zeker) mertebesinde kalsa idi bu âlemler oluşmaz Zât-ı mutlak kendi mertebesinde ilmi İlâhiye olarak kalır bu âlemler halkedilemez idi. İşte Zât-ı mutlağın bu metebe de kendisine ayna olacak ve kendisindeki bütün hakikatleri ortaya çıkaracak kabiliyyet ve genişlikte “Hakikat-i Muhammed-î” programını halketti buna da, sıfat mertebesi “nefs-i küll” dendi. Ve bu nefsi kül “Hakikat-i Muhammedi” Aklı küllün mührü ve kopyası ve aynı ve aynası oldu bütün bunları kabul ettiğinden Hakk’ın ilk zuhuru-sevgilisi ve kendine has Habibi oldu, bütün bu mertebelerin nokta zuhur mahalli ise bizlere ve âlemlere de rahmet olan Hz. Muhammed (s.a.v.) Efendimizdir.
Bu ma’nâ da Âdem Akl-ı küll, Havva ise nefs-i küll’dür. Âdem ile Havvanın birliğinden insan nesli üredi ise, Akl-ı küll ile nefs-i küllün birleşmesinden de âlemler meydana geldi.
إِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتَّىٰ
(İnne sa’yekum le şettâ.)